Ruj Etkisi; Büyük Borçların Değil, Küçük Mutlulukların Zamanı Ekonomik göstergelerin hepimizi farklı yönlere çektiği enflasyonun hızına yetişemediğimiz bir dönemden geçiyoruz.
Kimimiz “Bir ev alayım da param değer kaybetmesin” diyor, kimimiz “Araba alayım, en azından enflasyondan hızlı değer kaybetmez” diye düşünüyor. Ama bir yandan da garip bir gerçek var: Sokaklar dolu, kafeler tıklım tıklım… Sanki herkes aynı soruyu soruyor: Büyük hedefleri erteleyip küçük mutluluklara mı dönsek?
İşte tam burada ekonomide yıllardır bilinen ama son dönemde daha çok görünen bir kavram karşımıza çıkıyor: Ruj etkisi.
Ekonomik kriz dönemlerinde insanların pahalı ürünleri almaktan kaçındığı, ama moralini yükselten küçük lükslere yöneldiğini gösteren bu teori, aslında bugün Türkiye’de yaşadığımız davranışları birebir açıklıyor. Ev fiyatlarına bakan herkesin içi kararıyor, araba fiyatları ise bir gecede değişiyor. Böyle bir tabloda büyük kararlar almak sadece ekonomik değil, psikolojik olarak da yorucu.
Peki ya bir kahvenin, bir tatlının, bir kitap almanın yarattığı kısa süreli ama gerçek mutluluk? İşte birçok kişi artık satın alma kararlarını tam da bu duygu üzerinden veriyor.Rasyonel mi? Belki tam değil. Mantıklı mı? Bazıları için evet. Çünkü yüksek enflasyon ortamında insanlar sadece paralarını değil, ruh sağlıklarını da yönetmeye çalışıyor. İnsan bazen büyük hedeflerin ağırlığı altında eziliyor; küçük keyifler ise daha ulaşılabilir bir nefes alanı açıyor.
Özetle bugün geldiğimiz noktada soru şuna dönmüş durumda: “Bir ev parasına kıyıp borca mı gireyim, yoksa hayatımın içinde küçük ama gerçek mutluluk alanları mı açayım?” Cevap kişiye göre değişir. Ama ruj etkisi bize şunu hatırlatıyor: Bazen ekonomik dalgalar ne kadar yüksek olursa olsun, insanların kendini iyi hissetme ihtiyacı daha baskın gelir. Bugün kafeler doluysa, mağazalar kalabalıksa, insanlar büyük yatırımları erteleyip küçük mutluluklara sığınıyorsa… Bu bir zayıflık değil; aksine insanın şartlara rağmen iyi hissetme hakkını korumasıdır.
Sonuç olarak: Ev de alınır, araba da… Ama bazen bir fincan kahve, bir ruj ya da küçük bir keyif, dalgalı bir ekonominin en güçlü dengeleyici unsuru olabilir.
SMMM Büşra Boz