Buca'da başlayıp Gaziemir'e de sıçrayan orman yangını 2'nci gününde Buca'da başlayıp Gaziemir'e de sıçrayan orman yangını 2'nci gününde

Kongrede konuşan Ümit Özdağ, halkın gelir seviyesinin her geçen gün hızla düştüğünü, işsizliğin her geçen gün biraz daha arttığını söyleyerek, "Enflasyon kontrol dışına çıkmış. Bir hafta pazarda aldığınız meyveyi, sebzeyi diğer hafta gittiğinizde fiyat itibarıyla tanımakta zorlanıyorsunuz. Her geçen gün fakirlik derinleşiyor. Tarım girdileri o kadar artmış durumda ki insanlar beslenmek için ihtiyaç duyduğu gıdaya ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Et, birçok aile için artık bir lüks haline geldi" dedi.

'ÜRETEN KÖYLÜ ŞEHRİN KENARLARINDA SOSYAL YARDIMLA GEÇİNEN KİTLELERE DÖNÜŞTÜ'

Türk hayvancılığının 20 seneden bu yana adım adım tasfiye edildiğini ifade eden Özdağ, "Büyükşehir Yasası'nı çıkarttılar ve köylere ağır bir darbe indirdiler. Köyler boşaldı ve köylerden insanlar şehirlerin periferisine doldu, üretimden koptu. Hükümetin yanlış sosyal yardım politikasıyla üreten köylü, şehirlerin kenarlarında sosyal yardımla geçinen kitlelere dönüştü. Şimdi çoban bulamadıklarını ve bunun için Afgan'a muhtaç olduklarını dile getiriyorlar. Eğer köyleri mahalle yaparsanız, köylünün bedava suyunu kendisine parayla satarsanız, köylünün sürülerini dolaştırdığı meraları inşaata açarsanız, sonucunda bunun olması şaşırtıcı mı? Bunun neticesinde Almanya'da, Avusturya'da bir koyun almak isteyen 100 euro, 120 euro'ya alırken, tarım ülkesi dediğimiz Türkiye'de aynı koyunu ancak 22 bin liraya alabiliyoruz" diye konuştu.

'SANAYİ DE ÇÖKÜYOR'

"Sadece hayvancılık ve tarım değil, sanayi de çöküyor" diyen Özdağ, şöyle devam etti:

"Yüksek teknoloji ihracatımız, genel ihracatımız içerisinde ancak yüzde 2 seviyesinde. Özetle Türkiye olağanüstü kötü yönetimin sonucunda cennet içinde cehennemi yaşıyor. Bu verimli ülkenin kaynakları küçük bir azınlık grubuna peşkeş çekilirken, onlar bu ülkenin kaynaklarını sömürüyor. Bu sömürüden elde ettiklerini yurt dışına transfer ederken Londra'da sokaklar, villalar alırken, Türk insanı burada pazar yerleri toplanmaya başladığı zaman pazardan geriye kalan artıkları toplayıp, evine götürmek gibi bir durumu yaşıyor."

'KAMUYA AİT EĞİTİMİN SEVİYESİNİ DÜŞÜRDÜLER'

Ağır ekonomik krizin bedelini yine dar gelirli ve emeklinin ödediğini vurgulayan Özdağ, "Bu ülkede 16 milyon emekli, dul ve yetim var ve en az 9 milyonu 10 bin lira maaşla geçinme mücadelesi veriyor. Toplumun çok az bir bölümü ekonomik krizden etkilenmezken, toplumun yüzde 97'sindeki bütün gelir grupları ekonomik krizin yükü altında. Her geçen gün hayat seviyeleri düşerek bu krizden çıkma mücadelesi veriyorlar. İktidarın çözüm olarak getirdiği neoliberal IMF politikaları; zenginlerin daha zengin, fakirlerin daha fakir olduğu adaletsiz bir vergi sistemi üzerine oturan, dolaylı vergilerle halkın ümüğünü sıkan bir vergi politikası. Türk milleti geçmişte IMF politikalarının bedelini çok ağır ödedi. Şimdi de IMF'siz IMF politikalarının bedelini ödüyoruz. 20 yıldan beri eğitimde kamucu politikaları terk ettiler ve özel okulları, cemaat, tarikat okullarını desteklediler. Kamuya ait eğitimin seviyesini düşürdüler. Artık özel okulda çocuğunu okutan insanlar önlerine konulan yıllık masraf makbuzu karşısında hayretler içinde kalıyor. Üniversite eğitimin kalitesini olağanüstü düşürdüler. Bu kalitesiz eğitimle yeni diplomalı genç işsizler ortaya çıkarttılar ve yine cemaatlerin, tarikatların yurtları para kazansın diye devlet yurtları açmayı bıraktılar. Bu ekonomik krizden ne sarayın ne de diğer muhalefet partilerinin neoliberal ekonomik politikalarıyla çıkmak mümkün değil. Artık AVM'ler istemiyoruz, teknoparklara ihtiyacımız var. Rezidanslara değil, laboratuvarlara ihtiyacımız var. Artık sahibine para kazandırmaktan başka hiçbir hedefi olmayan sözde üniversitelere değil, bizim meslek liselerde ihtiyacımız var" dedi.

Özdağ, ardından partisinin Buca İlçe Başkanlığı yeni binasının açılışını yaptı.

Kaynak: dha