<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Abone Haber</title>
    <link>https://www.abonehaber.com</link>
    <description>Türkiye’nin gündemi burada yazılıyor! Bildirimleri aç, gündeme sen de yön ver!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.abonehaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Bu sitede yayınlanan tüm materyallerin. FSEK ve Basın Kanunu’ndan kaynaklanan her türlü hakları Abone Haber'e aittir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 27 May 2026 21:48:46 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA['Bilinçsiz şekilde alınan takviyeler faydadan çok zarar verebilir']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/bilincsiz-sekilde-alinan-takviyeler-faydadan-cok-zarar-verebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/bilincsiz-sekilde-alinan-takviyeler-faydadan-cok-zarar-verebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- KONTROLSÜZCE artan takviye ve yöntemlerin insan sağlığını tehdit edebileceğini söyleyen Medipol Sağlık Grubu'ndan GETAT Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Yegane Koulıeva Özcan, 'Hiç kimse kendi kendine takviye kullanmamalı. Eczaneden ya da internetten bilinçsiz şekilde alınan ürünler faydadan çok zarar verebilir. Mutlaka tetkikler yapılmalı ve ihtiyaç varsa uzman hekim kontrolünde kullanılmalıdır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden GETAT Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Yegane Koulıeva Özcan 'Longevity' kavramının yeni bir yaklaşım olmadığını ifade ederek, 'Aslında uzun ve sağlıklı yaşam dediğimiz şey, geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin temelinde uzun yıllardır yer alıyor. Ozon tedavisi, homeopati, fitoterapi, hacamat ve sülük tedavisi gibi uygulamalar doğru şekilde yapıldığında bu sürecin bir parçasıdır. Yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak misali avuç dolusu takviye almanın uzun ve sağlıklı yaşam için olumlu etkisi yok. Önceleri kimyasal ilaçlar kullanılırdı şimdi ise iş takviyelere döndü' dedi.</p><p>'HASTALANMADAN ÖNCE ÖNLEM ALINMALI'</p><p>Toplumda geleneksel tedavi yöntemlerine genellikle hastalık sonrası başvurulduğunu belirten Özcan, bunun yanlış bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Dr. Özcan, 'Asıl önemli olan hastalanmadan önce önlem almak. Longevity dediğimiz yaklaşım da tam olarak budur. Sağlıklı kalmayı hedefler' diye konuştu. </p><p>Dr. Özcan, 'Hiç kimse kendi kendine takviye kullanmamalı. Eczaneden ya da internetten bilinçsiz şekilde alınan ürünler faydadan çok zarar verebilir. Mutlaka tetkikler yapılmalı ve ihtiyaç varsa uzman hekim kontrolünde kullanılmalıdır. Tabi ki sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteler unutulmamalı' ifadelerini kullandı.</p><p>'HER TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI'</p><p>Her bireyin sağlık durumunun farklı olduğunu belirten Dr. Özcan, 'Birine iyi gelen bir yöntem başkası için uygun olmayabilir. Bu nedenle tüm tedavi süreçleri kişiye özel planlanmalıdır. Ozon tedavisi gibi yöntemler de ancak uygun görülen hastalarda ve uzman hekim tarafından uygulanmalıdır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/bilincsiz-sekilde-alinan-takviyeler-faydadan-cok-zarar-verebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/05/agency/dha/bilincsiz-sekilde-alinan-takviyeler-faydadan-cok-zarar-verebilir.jpg" type="image/jpeg" length="12657"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Yardımcısı Erkoç: Her yeni sağlık kompleksi, sağlığa daha kolay erişim demek]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/bakan-yardimcisi-erkoc-her-yeni-saglik-kompleksi-sagliga-daha-kolay-erisim-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/bakan-yardimcisi-erkoc-her-yeni-saglik-kompleksi-sagliga-daha-kolay-erisim-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Engin ÖZMEN-Batuhan KILIÇ/SİVRİHİSAR (Eskişehir), (DHA)- SAĞLIK Bakan Yardımcısı Yasin Erkoç, her yeni sağlık kompleksinin sağlığa erişimi kolaylaştırdığını ifade ederek, 'Bu arkada gördüğünüz bina, bir bina değil aslında, bir sağlık kompleksi değil. Bu aslında şu demek, vatandaşımızın sağlığa daha kolay erişimi demek' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sivrihisar ilçesinde temeli 2022 yılında atılan ve 12 bin 500 metrekarelik kapalı alana sahip 50 yataklı devlet hastanesinin yapımı tamamlandı. Hastanenin açılışına; Sağlık Bakan Yardımcısı Yasin Erkoç'un yanı sıra Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, Sağlık İl Müdürü Yaşar Bildirici, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak katıldı.</p><p>EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR ETTİ</p><p>Sağlık Bakan Yardımcısı Erkoç, her yapılan sağlık kompleksin sağlığa erişimi arttırdığını belirterek, 'Bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye Yüzyılı programını başlattı. Bunun bir bileşeni de Sağlıklı Türkiye Yüzyılı. Bunun altında ne var? Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık var. Bu kavramı artık duydunuz. Çünkü 2003'te bizim başlattığımız bir 'Sağlıkta Dönüşüm' vardı, 2024'te bunun koruyan, geliştiren, üreten sağlığa yönelik Sağlıklı Türkiye Yüzyılı programını oluşturdu. Bu arkada gördüğünüz bina, bir bina değil aslında, bir sağlık kompleksi değil. Bu aslında şu demek, vatandaşımızın sağlığa daha kolay erişimi demek. Sağlığa daha kaliteli erişimi demek. Sağlığa daha verimli ulaşması demek. Daha sürdürülebilir bir sağlık sistemi demek. Daha ötesi, bu bizim için vatandaşımızın memnuniyeti demek. Bu anlamda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum' dedi.</p><p>'SİVRİHİSAR'IMIZIN SAĞLIK ALTYAPISINI GÜÇLENDİRDİK'</p><p>Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz da ilçe sakinlerinin sağlık hizmeti için kent merkezine gitmek zorunda kalmadığını ifade ederek, 'Yalnızca kendi nüfusuna değil, bu geniş havzaya hizmet veren böylesine büyük ve dinamik bir ilçeye tam teşekküllü bir hastane kazandırmak gerekiyordu, tam da gerektiği gibi oldu. Bu hastane ile Sivrihisar'ımızın sağlık altyapısını güçlendirirken, ilçemize çok yönlü bir katma değer sağlıyoruz. Artık Sivrihisarlı hemşerilerimiz en temel sağlık hakları için kilometrelerce yol katetmek zorunda kalmıyor. Sivrihisarlıları il merkezine taşımıyor, nitelikli hizmeti doğrudan hemşerilerimizin ayağına getiriyoruz' diye konuştu.</p><p>5O YATAKLI HASTANEDE 19 POLİKLİNİK HİZMET VERECEK</p><p>Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici ise 50 yataklı hastanede 19 polikliniğine sahip olduğunu söyledi. Birçok tedavinin bu hastanede yapılabileceğini kaydeden Bildirici, 'Bizler bu binayı açarak aslında verdiğimiz sağlık hizmetinin niteliğini de farklı bir yere evirdik. Bugün hizmete açacağımız hastanemizde, 19 tane son derece modern, teknik donanımlarla teçhiz edilmiş hastane polikliniğimiz, 23 tane tümü nitelikli yatak olan hastane odamız, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezimiz, 2 yataklı doğumevimiz ve en önemlisi artık, Palyatif Bakım Merkezimizi ilçemize kazandırdık. Kadın Doğum, Genel Cerrahi, Dahiliye ve Çocuk olmak üzere 4 ana branşta, aynı zamanda Ortopedi branşında da kadrolu ve tam zamanlı olarak, aile hekimleriyle birlikte sağlık hizmeti vermekteyiz. Biz de son 2 yıldan beri Sivrihisar İlçe Devlet Hastanemizi düzenli olarak; fizik tedavi uzmanı ve fizyoterapist, aynı zamanda göz hastalıkları ve psikiyatri hekimleriyle hizmetin niteliğini ve çeşitliliğini arttırıp vatandaşımızı mutlu etmeyi hedefliyoruz' dedi. Konuşmaların ardından Sivrihisar Devlet Hastanesi'nin açılışı yapılırken, Bakan Yardımcısı Erkoç ve beraberindekiler hastaneyi gezdi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Eskişehir</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/bakan-yardimcisi-erkoc-her-yeni-saglik-kompleksi-sagliga-daha-kolay-erisim-demek</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/05/agency/dha/bakan-yardimcisi-erkoc-her-yeni-saglik-kompleksi-sagliga-daha-kolay-erisim-demek.jpg" type="image/jpeg" length="12009"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Ağrısız idrar kanaması mesane kanserinin habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/uzmani-uyardi-agrisiz-idrar-kanamasi-mesane-kanserinin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/uzmani-uyardi-agrisiz-idrar-kanamasi-mesane-kanserinin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- ÜROLOJİ Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Yıldızhan, mesane kanserinde en önemli risk faktörünün sigara kullanımı olduğunu belirterek, 'İdrarda kan görülmesi hiçbir zaman normal kabul edilmemelidir. Özellikle ağrısız idrarda kan görülmesi hastalığın en sık belirtilerinden biridir. Erken tanı tedavi başarısını önemli ölçüde artırmaktadır' dedi.</p><p>Memorial Ankara Üniversitesi Üroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Mehmet Yıldızhan, 1-31 Mayıs Mesane Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle mesane kanseri ile ilgili değerlendirmede bulundu. Doç. Dr. Yıldızhan, 'Mesane kanseri, idrarın depolandığı mesane organındaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen ve toplumda sık görülen kanser türlerinden biridir. Özellikle sigara kullanan kişilerde daha sık görülen bu hastalıkta erken tanı, tedavi başarısını önemli ölçüde artırıyor. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha fazla görülen mesane kanserinde ileri yaş, uzun süreli idrar yolu sorunları ve aile öyküsü de risk faktörleri arasında yer alıyor. Mesane kanserinin gelişiminde en önemli risk faktörü sigara kullanımıdır. Sigara içenlerde mesane kanseri riski belirgin şekilde artarken, boya, tekstil, lastik ve kimya sektöründe çalışan ve bazı kimyasallara uzun süre maruz kalan kişilerde de hastalık daha sık görülebiliyor' diye konuştu.</p><p>'EN SIK BELİRTİ AĞRISIZ İDRAR KANAMASI'</p><p>Doç. Dr. Yıldızhan, mesane kanserinin en yaygın belirtisinin çoğu zaman ağrısız olarak ortaya çıkan idrarda kan görülmesi olduğunu söyleyerek, 'Kanama aralıklı olabilir ve kendiliğinden geçebilir. Ancak bu durum, hastalığın olmadığı anlamına gelmez. Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve ani idrar hissi gibi yakınmalar da mesane kanserinin belirtileri arasında bulunabilir. Özellikle idrarda kan görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurulmasını öneriyor. Mesane kanseri hastalarının önemli bir bölümü erken evrede tanı alıyor. Erken dönemde tespit edilen tümörler, çoğu zaman kapalı yöntemlerle tedavi edilebiliyor ve mesanenin korunması mümkün olabiliyor. Tanı sürecinde idrar tahlili, ultrason ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılıyor. Kesin tanı ise sistoskopi adı verilen yöntemle mesanenin içinin özel bir kamera yardımıyla incelenmesi ve gerektiğinde doku örneği alınmasıyla konuluyor' dedi.</p><p>Doç. Dr. Yıldızhan, sözlerine şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Mesane kanseri tedavisi, hastalığın evresine göre planlanıyor. Erken evre tümörlerde kapalı ameliyat yöntemleriyle tümör temizlenebiliyor. Bazı hastalarda ek olarak mesane içine uygulanan ilaç tedavileri ve BCG tedavisi (kas dokusuna yayılmamış mesane kanserlerinin tedavisinde kullanılan bir immünoterapi yöntemi) uygulanabiliyor. Kanserin mesane kas tabakasına ilerlediği durumlarda ise mesanenin cerrahi olarak alınması gerekebiliyor. Bu durumda ince bağırsaktan yeni bir mesane oluşturularak hastaların yaşam kalitesi korunabiliyor. Mesane kanseri ameliyatlarında robotik cerrahi de günümüzde yaygın olarak kullanılıyor. Daha küçük kesilerle gerçekleştirilen bu yöntem sayesinde daha az kan kaybı, daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme sağlanabiliyor. Hastanede kalış süresi kısalırken, günlük yaşama dönüş de hızlanabiliyor. Bununla birlikte açık, laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemlerinin hastalığın tamamen tedavi edilmesi açısından benzer başarı oranlarına sahip olduğunu belirtiyor.'</p><p>'DÜZENLİ TAKİP BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR '</p><p>Mesane kanseri, tekrar etme riski yüksek olan kanser türlerinden biri olarak bilindiğini ifade eden Doç. Dr. Yıldızhan, 'Bu nedenle tedavi sonrasında düzenli kontrollerin aksatılmaması gerekmektedir. Belirli aralıklarla yapılan takipler sayesinde olası nüksler erken dönemde tespit edilerek daha basit yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Kontrollerin ihmal edilmesi ise hastalığın ilerlemesine ve daha kapsamlı tedavilere ihtiyaç duyulmasına yol açabilmektedir. Mesane kanserinden korunmak için en etkili yöntem sigara kullanmamak. Bunun yanı sıra yeterli su tüketmek, dengeli beslenmek ve kimyasal maddelerle çalışan kişilerin uygun koruyucu önlemler alması da riski azaltabiliyor. İdrarda kan görülmesi hiçbir zaman normal kabul edilmemelidir. Erken tanı sayesinde mesane kanseri çok daha kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/uzmani-uyardi-agrisiz-idrar-kanamasi-mesane-kanserinin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/05/agency/dha/uzmani-uyardi-agrisiz-idrar-kanamasi-mesane-kanserinin-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="87592"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TSSD Başkanı Prof. Dr. Aydın: Tütün endüstrisine karşı gençliğimizi korumak milli bir meseledir]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/tssd-baskani-prof-dr-aydin-tutun-endustrisine-karsi-gencligimizi-korumak-milli-bir-meseledir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/tssd-baskani-prof-dr-aydin-tutun-endustrisine-karsi-gencligimizi-korumak-milli-bir-meseledir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- TÜRKİYE Sigarayla Savaş Derneği (TSSD) Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında yaptığı açıklamada, 'Tütün endüstrisine karşı gençliğimizi korumak milli bir meseledir' dedi.</p><p>Prof. Dr. Mustafa Aydın, tütün ve nikotin bağımlılığına karşı yürütülen çalışmaların bireysel bir tercihin ötesinde, toplum sağlığını doğrudan tehdit eden küresel bir mücadele olduğunu belirterek toplumsal bilincin artırılmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p><p>'ÇEKİCİLİĞİN MASKESİNİ DÜŞÜRMEK ZORUNDAYIZ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Her yıl Dünya Sağlık Örgütü (WHO) öncülüğünde dünya genelinde küresel bir farkındalık hareketi olarak kutlanan 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü, bu yıl 'Çekiciliğin Maskesini Düşürmek' küresel temasıyla gerçekleştiriliyor. Bu temanın, tütün endüstrisinin kirli pazarlama taktiklerini deşifre etmek adına çok kritik bir dönüm noktası olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Aydın, endüstrinin özellikle savunmasız yaş grupları üzerindeki etiklerine dikkat çekti.</p><p>Prof. Dr. Aydın, 'Karşımızda milyarlarca dolarlık bütçelerle hareket eden, insan sağlığını hiçe sayarak sadece kâr odaklı çalışan küresel bir endüstri mevcut. Bu endüstri, geleneksel tütün ürünlerine olan talebin azalmasıyla birlikte gözünü doğrudan çocuklarımıza ve gençlerimize dikmiştir. Renkli ve cezbedici ambalajlar, dijital medya platformlarında örtülü olarak yürütülen algı yönetimleri, meyve veya şeker aromalı yeni nesil ürünler ve özendirici reklam stratejileri bu kirli çarkın en büyük silahlarıdır. Bağımlılığı, genç nesillere bir 'özgürlük', 'bağımsızlık' ya da 'modern yaşam tarzı' unsuru gibi sunmaya çalışıyorlar. Oysa sundukları şey özgürlük değil, ömür boyu sürecek bir esaret ve sağlıksız bir gelecektir. Bu durum, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, geleceğimizi tehdit eden küresel ve toplumsal bir güvenlik sorunudur' dedi.</p><p>'TÜTÜN VE TÜTÜN ÜRÜNLERİNİ MASUM GÖSTERME ÇABASI VAR'</p><p>Tütün kullanımının modern dünyada kabuk değiştirdiğine ve dijitalleştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Aydın, tehlikenin boyutunun sigara dumanının çok ötesine geçtiğini belirtti. Halkın ve özellikle ebeveynlerin bu yeni nesil tuzaklara karşı uyanık olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Aydın, 'Bugün tütün ürünleri yalnızca klasik sigaradan ibaret değildir. Elektronik sigaralar, ısıtılmış tütün ürünleri ve aromalı nikotin keseleri, sanki daha az zararlıymış ya da masum birer alternatifmiş gibi piyasada pazarlanmaktadır. Bu, endüstrinin en büyük yalanlarından biridir. Özellikle sosyal medya platformları, dijital mecralar ve popüler kültür unsurları üzerinden yürütülen 'görünmez reklamlar', ergenlik çağındaki çocuklarımızı ve gençlerimizi bu bataklığa çekmektedir. Sağlığı doğrudan sabote eden bu zehirli ürünleri masum ve cazip gösterme çabalarına karşı, bizlerin en büyük görevi gelecek nesilleri doğru bilimsel bilgiyle buluşturmaktır. Tütün endüstrisinin maskesini düşürmek, onların kurduğu bu illüzyonu bozmak ve güçlü farkındalık çalışmalarıyla gençlerimizin etrafında koruyucu bir kalkan oluşturmak zorundayız' ifadelerini kullandı.</p><p>'SAĞLIKLI TOPLUMUN İNŞASI BİLİNÇLİ NESİLLERLE MÜMKÜN OLUR'</p><p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre tütün kullanımının her yıl milyonlarca insanın erken yaşta ölümüne ve telafi edilemez kronik hastalıklara yol açtığını hatırlatan Prof. Dr. Aydın, bağımlılığın başlama yaşının düşmesinin yaratacağı tahribata karşı uyardı. Erken yaşta nikotinle tanışan bireylerin fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimlerinde kalıcı hasarlar oluştuğunun altını çizen Prof. Dr. Aydın, mücadelenin topyekun yapılması gerektiği belirterek, 'Sağlıklı, güçlü ve üreten bir toplumun inşası, ancak bağımlılıklardan uzak, bilinçli nesillerle mümkündür. Tütünle mücadele, sadece bir derneğin ya da sadece devletin ilgili bakanlıklarının omuzlarına bırakılamayacak kadar büyüktür. Ailelerin, eğitim kurumlarının, akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve özellikle medyanın bu mücadelede ortak bir stratejiyle, senkronize hareket etmesi gerekmektedir' dedi.</p><p>'31 MAYIS, TÜTÜN ENDÜSTRİSİNİN ESARETİNE KARŞI BİR BAŞKALDIRIDIR'</p><p>Türkiye Sigarayla Savaş Derneği olarak kuruldukları ilk günden bu yana, 'Sigaranın son molekülü yok oluncaya kadar savaşa devam' mottosuyla hareket ettiklerini belirten Prof. Dr. Aydın, 31 Mayıs'ın önemine dikkat çekerek şunları söyledi:</p><p>'Türkiye Sigarayla Savaş Derneği olarak, ülkemizde tütün endüstrisine karşı yürüttüğümüz kararlı duruşu ve yasal mevzuatların geliştirilmesine yönelik katkılarımızı kesintisiz sürdürüyoruz. Bizim için 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü, sıradan ya da takvimde yer alan sembolik bir farkındalık günü değildir. Bugün; tütün endüstrisinin esaretine karşı bir başkaldırı, geleceğin sağlıklı nesillerini ve tam bağımsız Türkiye idealini koruma çağrısıdır. Tüm halkımızı, anne babaları, gençleri ve sivil toplumun tüm paydaşlarını bu haklı mücadelemize destek vermeye, tütün endüstrisinin maskesini hep birlikte düşürmeye davet ediyorum.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/tssd-baskani-prof-dr-aydin-tutun-endustrisine-karsi-gencligimizi-korumak-milli-bir-meseledir</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/05/agency/dha/tssd-baskani-prof-dr-aydin-tutun-endustrisine-karsi-gencligimizi-korumak-milli-bir-meseledir.jpg" type="image/jpeg" length="29350"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Ebola'da erken belirtiler grip ile karışabiliyor']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/ebolada-erken-belirtiler-grip-ile-karisabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/ebolada-erken-belirtiler-grip-ile-karisabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- BİRUNİ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, Ebola virüsünün özellikle enfekte kişilerin vücut sıvılarıyla temas yoluyla bulaştığını belirterek, erken belirtilerin grip benzeri hastalıklarla karıştırılabildiğini söyledi. Hraloğlu, riskli bölgelere seyahat edecek kişilere de 'Hijyen kurallarına dikkat edin, hasta kişilerle ve yabani hayvanlarla temastan kaçının' uyarılarında bulundu.</p><p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, 'Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde ortaya çıkan yeni Ebola salgını dünya genelinde endişeye neden oldu. Yüzlerce kişiye virüs bulaştığından şüphe edilirken, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) alarma geçti, birçok ülke ise sınır önlemlerini artırdı. Yüksek ölüm oranı ve hızlı yayılım riski nedeniyle Ebola, küresel sağlık otoritelerinin yakından takip ettiği enfeksiyon hastalıkları arasında yer alıyor' dedi.</p><p>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Hraloğlu, Ebola virüsünün özellikle enfekte kişilerin vücut sıvılarıyla temas yoluyla bulaştığını belirterek, erken belirtilerin grip benzeri hastalıklarla karıştırılabildiğini söyledi.</p><p>Dr. Müberra Hraloğlu, Ebola'nın ortoebolavirüs adı verilen virüs grubunun neden olduğu ciddi ve ölümcül bir enfeksiyon hastalığı olduğunu ifade etti.</p><p>'VİRÜS VÜCUT SIVILARIYLA BULAŞIYOR'</p><p>Ebola'nın insandan insana bulaşabildiğine dikkat çeken Dr. Hraloğlu, 'Virüs; enfekte kişilerin kanı, kusmuğu, dışkısı ve diğer vücut sıvılarıyla doğrudan temas sonucu yayılabiliyor. Ayrıca kontamine olmuş giysi, yatak örtüsü, iğne ve tıbbi ekipmanlar da bulaş kaynağı olabiliyor' dedi.</p><p>'İLK BELİRTİLER GRİP VE SITMAYLA KARIŞABİLİYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastalığın kuluçka süresinin 2 ila 21 gün arasında değişebildiğini belirten Dr. Hraloğlu, erken dönemde görülen belirtilerin farklı enfeksiyon hastalıklarıyla karıştırılabildiğini söyledi.</p><p>Dr. Hraloğlu, 'Ebola'da ilk aşamada ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve boğaz ağrısı gibi belirtiler görülebiliyor. Hastalık ilerledikçe kusma, ishal, karın ağrısı, döküntü ve organ fonksiyonlarında bozulma gelişebiliyor. Bazı vakalarda iç ve dış kanamalar da ortaya çıkabiliyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'ÖLÜM ORANI YÜZDE 50'YE KADAR ÇIKABİLİYOR'</p><p>Ebola'nın ölümcül seyredebildiğini vurgulayan Hraloğlu, 'Geçmiş salgınlarda ölüm oranları virüs türüne ve sağlık hizmetlerine erişime bağlı olarak yüzde 25 ile yüzde 90 arasında değişti. Genel ortalamaya bakıldığında ise Ebola'ya yakalanan kişilerin yaklaşık yarısı hayatını kaybedebiliyor. Bu nedenle erken tanı, izolasyon ve destek tedavisi büyük önem taşıyor' diye konuştu.</p><p>Dr. Müberra Hraloğlu, riskli bölgelere seyahat edecek kişilere şu uyarılarda bulundu:</p><p>'Hijyen kurallarına dikkat edilmeli, hasta kişilerle ve yabani hayvanlarla temastan kaçınılmalı.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/ebolada-erken-belirtiler-grip-ile-karisabiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/05/agency/dha/ebolada-erken-belirtiler-grip-ile-karisabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="93854"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Gebelikle ilgili soruları yapay zekaya değil, hekiminize sorun']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/gebelikle-ilgili-sorulari-yapay-zekaya-degil-hekiminize-sorun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/gebelikle-ilgili-sorulari-yapay-zekaya-degil-hekiminize-sorun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- YAPAY zeka teknolojilerinin sağlık alanında giderek daha fazla kullanılmaya başlandığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Çiğdem Şimşek, 'Özellikle gebelik sürecindeki kadınlar akıllarına takılan sorular için bu sistemlere yönelmektedir. Yapay zeka genel bilgi sunma konusunda faydalı olabilir. Ancak kişiye özel tıbbi değerlendirmeler mutlaka hekim tarafından yapılmalıdır. Hastayı yalnızca tahlillerle değil; semptomları, öyküsü ve klinik değerlendirmesiyle birlikte ele alıyoruz. Bu süreç tecrübe gerektirir' dedi.</p><p>Son yıllarda hızla gelişen yapay zeka uygulamalarının, anne adayları için kolay erişilebilir bir bilgi kaynağı haline geldiğine dikkat çeken İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Çiğdem Şimşek, 'Gebelik süreci hem heyecan verici hem de belirsizliklerle dolu bir dönemdir. Anne adayları 'Bebeğimin kalp atışı ne zaman duyulur?', 'Kasık ağrısı normal mi?', 'Kahve içmek zararlı mı?' gibi sorularına hızlı yanıt bulmak için yapay zeka destekli uygulamalara başvurabiliyor' diye konuştu.</p><p>'İLK DANIŞMA NOKTASI HALİNE GELDİ'</p><p>Yapay zekanın özellikle gece saatlerinde ya da sağlık kuruluşlarına ulaşmanın zor olduğu durumlarda bir 'ilk danışma noktası' olarak görülebildiğini ifade eden Op. Dr. Şimşek, 'Bu sistemler saniyeler içinde yanıt vererek bilgiye erişimi kolaylaştırıyor' diye konuştu.</p><p>'KİŞİYE ÖZEL DEĞERLENDİRME MUTLAKA HEKİM TARAFINDAN YAPILMALI'</p><p>Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları olarak bu gelişmeye temkinli yaklaştıklarını vurgulayan Op. Dr. Şimşek, 'Yapay zeka genel bilgi sunma konusunda faydalı olabilir. Ancak kişiye özel tıbbi değerlendirmeler mutlaka hekim tarafından yapılmalıdır. Hastayı yalnızca tahlillerle değil; semptomları, öyküsü ve klinik değerlendirmesiyle birlikte ele alıyoruz. Bu süreç tecrübe gerektirir' ifadelerini kullandı.</p><p>'HER GEBELİK FARKLIDIR'</p><p>Her gebeliğin kendine özgü bir süreç olduğunu hatırlatan Op. Dr. Şimşek, 'Aynı belirti farklı kişilerde farklı anlamlar taşıyabilir. Bu nedenle yapay zekâdan alınan bilgiler kesin tanı ya da tedavi yerine geçmemelidir' dedi.</p><p>'YANLIŞ BİLGİ RİSK OLUŞTURABİLİR'</p><p>Yanlış ya da eksik bilgiye dayalı yönlendirmelerin önemli riskler taşıdığına dikkat çeken Op. Dr. Şimşek, 'Yapay zeka geniş veri kaynaklarından besleniyor olsa da bireysel sağlık geçmişini ve risk faktörlerini tam olarak değerlendiremeyebilir. Bu durum özellikle riskli gebeliklerde gecikmiş müdahalelere yol açabilir' açıklamasında bulundu.</p><p>'DOĞRU KULLANILDIĞINDA DESTEKLEYİCİ OLABİLİR'</p><p>Yapay zekanın doğru kullanıldığında faydalı olabileceğini belirten Op. Dr. Şimşek, 'Genel bilgi edinme, farkındalık kazanma ve doktora sorulacak soruları hazırlama konusunda destekleyici bir rol üstlenebilir. Ancak son karar her zaman sağlık profesyonellerine bırakılmalıdır' dedi.</p><p>'BİLİNÇLİ KULLANIM ÖNEMLİ'</p><p>Teknolojinin sağlıkla iç içe geçtiği bu dönemde yapay zekânın rolünün artacağını ifade eden Op. Dr. Şimşek sözlerini şöyle tamamladı: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Gebe kadınların bu teknolojiyi bilinçli ve dengeli kullanması hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşır.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/gebelikle-ilgili-sorulari-yapay-zekaya-degil-hekiminize-sorun</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/05/agency/dha/gebelikle-ilgili-sorulari-yapay-zekaya-degil-hekiminize-sorun.jpg" type="image/jpeg" length="77967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek kanseri nedeniyle felç geçiren hasta sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/bobrek-kanseri-nedeniyle-felc-geciren-hasta-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/bobrek-kanseri-nedeniyle-felc-geciren-hasta-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- BOĞAZ ağrısıyla gittiği bir hastanede yapılan ultrason sonucu böbrek kanseri olduğunu öğrenen Necat Özçelik'te, böbrekten omuriliğe yayılan metastazın ardından sol tarafında felç gelişti. Hareket kabiliyeti durma noktasına gelen Özçelik, farklı merkezlerde uygulanan tedavilerden de sonuç alamadı. Son olarak Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özkoçak'a başvuran hasta uygulanan robotik tedavi sayesinde yeniden yürümeye başladı. Dr. Özkoçak, 'Robotik tedavi, iyileşmeyi hızlandırıyor ve daha verimli hale getiriyor'dedi.</p><p>Böbrek kanseri nedeniyle vücudunun sol kısmı felç olan Necat Özçelik Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nde uygulanan robotik tedavi sayesinde yeniden yürümeye başladı. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özkoçak, hastalara sunulan robotik tedavi sürecinin, teknolojiyle birleşerek çok daha verimli hale geldiğini ve hastaların daha hızlı iyileşmelerini sağladığını belirtti.</p><p>'ROBOTİK REHABİLİTASYON İLE FONKSİYONEL GERİ KAZANIM'</p><p>Son yıllarda rehabilitasyon alanında önemli bir yenilik olarak robotik teknolojilerin kullanımının arttığını vurgulayan Dr. Özkoçak, 'Robotik rehabilitasyon, tedavi süreçlerini başka bir boyuta taşıyan en önemli gelişmelerden biri oldu. İnme, omurilik yaralanmaları ve Parkinson hastalığı gibi hareket bozukluklarının tedavisinde çok daha ileri seviyelere gelindi. Eskiden tedavisi zor olan bu hastalıklar, artık günümüz teknolojisiyle çok daha etkin bir şekilde tedavi edilebiliyor. Özellikle yürüyüş, denge ve kol fonksiyonlarının geri kazanılmasında kullanılan robotik cihazlar, tedavi sonuçlarını ciddi şekilde iyileştiriyor' ifadelerini kullandı. </p><p>'ÖZELLEŞTİRİLMİŞ TEDAVİ PLANI VE İLERİ TEKNOLOJİ'</p><p>Hastalarına özel tedavi planları hazırlandığını ve bu süreçte kullanılan ileri teknolojilerin büyük rol oynadığını dile getiren Dr. Özkoçak, böbrek kanseri, omurga metastazı ve felç öyküsüyle başvuran Necat Özçelik gibi hastalara WalkBot yürüme robotu, kol robotları ve sanal gerçeklik gibi teknolojik cihazlarla tedavi süreci oluşturduklarını belirtti. Ayrıca, robotik rehabilitasyon ünitesinin yanı sıra yoğun fizyoterapi çalışmalarıyla hastaların fonksiyonel kayıplarını en iyi şekilde geri kazanmalarını sağladıklarını aktardı.</p><p>'SOL TARAFIM FELÇ OLDU'</p><p>Yaklaşık 18 ay önce boğaz ağrısıyla gittiği bir hastanede yapılan ultrason sonucu böbrek kanseri olduğunu öğrendiğini söyleyen Necat Özçelik, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Sol böbreğimin alındığı bir operasyon geçirdim ve sonrasında 6 ay boyunca akıllı ilaç tedavisi aldım. Ancak tedavi sonrası yapılan MR görüntülemesinde boyun bölgemde bir kitle tespit edildi. Bu kitlenin böbrekten omuriliğe yayılan bir metastaz olduğu söylendi ve hızlı bir şekilde ikinci bir operasyon olmam gerektiği belirtildi. Ne yazık ki, bu operasyon sonucunda sol tarafımda felç gelişti, sol kolum ve bacağım tamamen tutmaz hale geldi.'</p><p>'HIZLA İYİLEŞMEYE BAŞLADIM'</p><p>Dış merkezlerde robotik yürüme tedavilerine katıldığını ancak istediği verimi alamadığını belirten Özçelik, 'Son çare olarak Dr. Gökhan Özkoçak ve ekibiyle tanıştım. Burada, daha önce hareket ettiremediğim sol kolumu ve bacağımı tedavi etmek için özverili çalışmalar yapıldı. Başladığımda kolumu hareket ettiremiyor, kuvvetsizlik ve ayağımın pozisyonunun düzgün olmamasına bağlı yürüme bozukluğum vardı. Sosyal hayatımda ciddi kısıtlamalar yaşıyordum. Ancak yapılan tedavi ve rehabilitasyon süreciyle hızla iyileşmeye başladım'</p><p>diye konuştu.</p><p>'BAĞIMSIZ BİR ŞEKİLDE YAŞAMIMI SÜRDÜRÜYORUM'</p><p>Kendi ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilir duruma geldiğini ifade eden Özçelik, 'Araba kullanabiliyor ve sosyal hayata tam anlamıyla katılabiliyorum. İşime geri döndüm ve eskisi gibi normal bir yaşam sürmeye başladım. Hocalarımızın ve fizyoterapi ekibinin desteği sayesinde çok büyük bir iyileşme kaydettim. Artık bağımsız bir şekilde yaşamımı sürdürüyorum ve bu hastalıkla mücadele ederken aldığım destek, hayatımın en değerli deneyimlerinden biri oldu' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/bobrek-kanseri-nedeniyle-felc-geciren-hasta-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/05/agency/dha/bobrek-kanseri-nedeniyle-felc-geciren-hasta-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="54380"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Şekli değişen benler dikkate alınmalı]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/uzmani-uyardi-sekli-degisen-benler-dikkate-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/uzmani-uyardi-sekli-degisen-benler-dikkate-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mukadder Uzar Koçak, bilinçsiz güneşlenme alışkanlıkları, güneş yanıkları ve korunmasız ultraviyole (UV) maruziyetinin dünya genelinde cilt kanseri vakalarının artışında etkili olduğunu belirterek, 'Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre ultraviyole (UV) ışınlarına yoğun maruz kalmak, deri kanserleri açısından en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şekli değişen benler dikkate alınmalıdır. Güneşten korunmak ve erken tanı deri kanserlerine bağlı riskleri azaltmada kritik rol oynuyor' dedi.</p>

<p>Güven Çayyolu Tıp Merkezi Dermatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Mukadder Uzar Koçak, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Koçak, deri kanserlerinin giderek daha sık görüldüğünü belirterek özellikle güneşe yoğun maruz kalan kişilerde riskin arttığını söyledi. Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre ultraviyole (UV) ışınlarına yoğun maruz kalmanın deri kanserleri açısından en önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Koçak, 'Deri tümörleri köken aldıkları hücrelere göre farklı gruplara ayrılmaktadır. Deri kanserleri genel olarak melanom ve melanom dışı deri kanserleri olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Melanom dışı deri kanserleri, tüm deri kanserleri içerisinde en sık görülen gruptur. Melanom dışı deri kanserleri kendi içinde bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom olarak ikiye ayrılır. Bazal hücreli karsinom tüm deri kanserlerinin yaklaşık yüzde 75-80'ini oluşturmaktadır' diye konuştu.</p>

<p>'AÇIK TENLİ VE GÜNEŞE YOĞUN MARUZ KALAN KİŞİLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazal hücreli karsinomun daha çok açık tenli, renkli gözlü, kızıl saçlı ve ileri yaş bireylerde görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Koçak, 'Vakaların büyük kısmı güneşe en çok maruz kalan baş-boyun bölgesinde ortaya çıkmaktadır. Özellikle uzun yıllar güneş maruziyeti olan kişiler risk altındadır. Risk faktörleri arasında genetik yatkınlığın yanı sıra güneş ışınları önemli rol oynamaktadır. Özellikle aralıklı ve yoğun güneş maruziyeti dediğimiz intermittent güneş alımı, deri kanserleri açısından önemli risk faktörleri arasında yer alır. Melanom dışı deri kanserlerinden biri olan skuamöz hücreli karsinom daha agresif seyredebilmektedir. Bu kanser türü tüm deri kanserlerinin yaklaşık yüzde 20'sini oluşturur. Baş-boyun bölgesinde sık görülür ve metastaz yapabilme riski taşır. Özellikle yanık izleri, kronik yaralar ve skar dokuları üzerinde gelişebilmektedir. Bu tür lezyonlar ihmal edilmemelidir' dedi.</p>

<p>Melanomun deriye rengini veren hücrelerden köken aldığını belirten Prof. Dr. Koçak, 'Melanom, tüm dünyada görülme sıklığının artması ve ölümcül seyredebilmesi nedeniyle üzerinde en fazla durulması gereken deri kanseridir. Melanomların yaklaşık yüzde 20'si mevcut benlerden gelişebilir. Özellikle doğumsal benlerin yakın takibi büyük önem taşımaktadır. Benlerde şekil, renk, sınır veya boyut değişikliği fark edildiğinde mutlaka dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Tüm deri kanserlerinde genetik yatkınlık ve güneş ışığı temel risk faktörlerindendir. Birinci faktör genetik, ikinci faktör güneş ışığıdır. Bu nedenle özellikle yaz aylarında güneşten korunma alışkanlıklarının ihmal edilmemesi gerekir. Güneşten korunma yalnızca yaz aylarında değil yıl boyunca önemlidir. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımı, uzun süre direkt güneş altında kalmama ve düzenli dermatolojik kontrollere dikkat edilmelidir. Tedavide erken tanı büyük önem taşımaktadır. Her üç deri kanseri türünde de temel yaklaşım, lezyonun güvenlik sınırları bırakılarak tamamen çıkarılmasıdır. Erken dönemde fark edilen vakalarda tedavi başarısı önemli ölçüde artmaktadır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/uzmani-uyardi-sekli-degisen-benler-dikkate-alinmali</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/05/agency/dha/uzmani-uyardi-sekli-degisen-benler-dikkate-alinmali.jpg" type="image/jpeg" length="38398"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıbbi Onkoloji Uzmanı Karahan: Sanal medyada kanser hastalarını suistimal edenler olabilir]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/tibbi-onkoloji-uzmani-karahan-sanal-medyada-kanser-hastalarini-suistimal-edenler-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/tibbi-onkoloji-uzmani-karahan-sanal-medyada-kanser-hastalarini-suistimal-edenler-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi'nde görev yapan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. İrfan Karahan, sanal medyada kanser tedavisiyle ilgili ciddi bir bilgi kirliliği olduğunu belirterek, 'Hastalarımızdan faydalanmak isteyen onları suistimal etmek isteyen insanlar da olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu konuda bilimsel kaynakların takibinde olan profesyonel sağlık ekiplerinin, hekimlerin tavsiyelerini almalarını hastalarımızdan istirham ediyoruz. Çünkü çok fazla bilgi kirliliği var' dedi.</p>

<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. İrfan Karahan, kanser tanısının yıkıcı bir süreç olabildiğini söyledi. Uzm. Dr. Karahan, 'Bu teşhisi alan hastalarımız, duygu durum olarak çöküntü yaşayabiliyorlar. Burada aile desteği ve sağlık profesyonellerinin katkıları çok çok önemli. Bu işin çok fazla ayağı var. Beslenme, duygu durum düzenlemesi, hareket ve ilaçlı tedavilerin ince ayrıntıları olabiliyor. Bunlar için ilgili sağlık profesyonelleri ve profesyonel merkezlerin kurmuş olduğu ekiplerden hastalarımız faydalanabilirler. Kanser yönetimi bir takım oyunu. Hastamız, sağlık personeli ve hastanın ailesi bir ekip halinde bu süreci yönetmeye çalıştıklarında çok daha kolay oluyor. Ekibin bir parçasında aksaklık olduğunda işler çok daha zor şekilde ilerleyebiliyor. O yüzden bu takım oyuncularının hepsinin birbirini desteklemesi ve uyumlu bir şekilde çalışması bu süreci daha da kolaylaştırıyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'SUİSTİMALE AÇIK BİR SÜRÜ ŞEY KARŞIMIZA ÇIKIYOR'</p>

<p>Sanal medyada kanser hastalığıyla ilgili çok fazla bilgi kirliliği olduğunu belirten Karahan, 'Sanal medyada veya dijital kaynaklarda çok ciddi bilgi kirliliğine rastlıyoruz. Hastalarımızdan faydalanmak isteyen onları suistimal etmek isteyen insanlar da olabilir. Bu konuda bilimsel kaynakların takibinde olan profesyonel sağlık ekiplerinin, hekimlerin tavsiyelerini almalarını hastalarımızdan istirham ediyoruz. Çünkü çok fazla bilgi kirliliği var. Ve bilimsel olmayan ve suistimale açık bir sürü şey de karşımıza çıkıyor dijital medyada' diye konuştu.</p>

<p>'DOĞAL ŞEKERLERİ KISITLAMANIN BİR FAYDASI YOK'</p>

<p>Kanserle ilgili bazı doğru bilinen yanlışlar olduğunu, en başta da şeker tüketiminin geldiğini söyleyen Uzm. Dr. Karahan, 'Öncelikle şekerle ilgili aşırı bir hassasiyet var. Tabii ki hastalarımızın obez olmaması, kilolarına dikkat etmesi, yağ durumlarına dikkat etmesi gerekiyor ama aşırı miktarda şeker kısıtlamak, kanseri kötü yönde etkilediğine dair net bir kanıtımız yok. Son araştırmalar da şekeri ciddi şekilde kısmanın, özellikle doğal şekerleri kısmanın bir faydası olmadığını gösterdi. O yüzden hastalarımızın dengeli ve düzenli beslenmesi gerekiyor. Diyetten bazı şeyleri komple çıkartması değil de dengeli ve düzenli bir şekilde beslenmeleri gerekiyor. O yüzden hayattan şekeri tamamen çıkartmak çok mümkün değil zaten. O yüzden onkoloji hastalarıyla tecrübesi olan bir diyetisyen eşliğinde ilerlemek daha doğru olabilir. Hastalarımız da kas kitlesini korumak için onların hastalıklarına ve yaş ve durumlarına göre belli miktarda hareket etmeleri gerekiyor. Tamamen hareketsiz olmak, bütün vücudun dengesini ve hastalıkla ilgili olumsuz şeylere yol açabiliyor. Bütün vücudun dengesini bozabiliyor' dedi.</p>

<p>'HASTA YAKINLARI PSİKOLOJİK DESTEK ALABİLİR'</p>

<p>Onkolojik bakımın hasta, hasta yakını ve sağlık profesyonelleri için yıkıcı olabileceğini belirten Karahan, 'En çok tükenmişlik sendromu yaşayan meslek gruplarından bir tanesi de onkoloji alanında çalışan sağlık personeli. O yüzden burada bu takım oyuncularının birbirine destek vermesi çok çok önemli. Bazı durumlarda sadece hastanın değil, hasta yakınlarının da profesyonel destek alması, duygu durum açısından gerekli olabilir. Çünkü bu elementlerden bir tanesinin oyundan çıkıyor olması bütün halkayı ciddi şekilde kötü etkiliyor. Benim en önemsediğim şeyler, bu karşılıklı iş birliği ve motivasyonun devamı hem hayat kalitesini hem hastalık yönetimini daha da kolaylaştırıyor ve hepimiz için daha çekilir bir hale getiriyor' diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/tibbi-onkoloji-uzmani-karahan-sanal-medyada-kanser-hastalarini-suistimal-edenler-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/05/agency/dha/tibbi-onkoloji-uzmani-karahan-sanal-medyada-kanser-hastalarini-suistimal-edenler-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="81069"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İç organları göğüs kafesinde doğan Reyyan bebek, ameliyatla sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/ic-organlari-gogus-kafesinde-dogan-reyyan-bebek-ameliyatla-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/ic-organlari-gogus-kafesinde-dogan-reyyan-bebek-ameliyatla-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mardin’de 37 haftalıkken 2 kilo 750 gram doğan, ciddi solunum yetmezliği nedeniyle entübe edilip yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınan ve iç organları göğüs kafesine yerleştiği tespit edilen Reyyan bebek, 57 günlük yoğun tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşarak taburcu edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ilk kez, yenidoğan bir bebeğin diyafram hernisi (diyafram fıtığı) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Suriye vatandaşı Ali İsmail ve Meha el Ahmet'in Reyyan ismini verdikleri erkek bebekleri, 37 haftalıkken 2 kilo 750 gram dünyaya geldi. Doğum sonrası ciddi solunum yetmezliği nedeniyle entübe edilerek yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınan bebeğin, diyaframdaki açıklık nedeniyle karın içi organlarının göğüs kafesine yerleştiği tespit edildi. Akciğerleri ve kalbi baskı altında olan ve yüksek hayati risk taşıdığı belirtilen Reyyan bebek, diyafram hernisi (diyafram fıtığı) ameliyatına alındı. Ameliyatın ardından 57 gün süren yoğun tedavisi tamamlanan bebek, taburcu edildi.</p>

<p>'MARDİN'DE İLK DEFA YAPILDI'</p>

<p>Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Uzmanı Adnan Azizoğlu, bebeğin sağlıklı bir şekilde taburcu edildiğini ifade ederek, 'Bebeğimizi entübe bir şekilde devraldığımızda çekilen akciğer filminde, karın içi organlarının sağ toraksta yerleşim gösterdiğini tespit ettik. Bu sebeple hastamızın durumuyla ilgili acilen Çocuk Cerrahisi bölümüne danıştık. Aynı zamanda akciğerinde gelişme problemi olduğu için akciğere giden ana damarda ciddi bir tansiyon yüksekliği mevcuttu. Hastamızı tıbbi olarak stabilize ettikten sonra, Çocuk Cerrahisi Uzmanımız Doktor Feride Mehmetoğlu tarafından operasyona alındı. Bu vakanın sağ taraflı olması ve karaciğer, apendiks, kalın bağırsak ile ince bağırsağın sağ göğüs boşluğuna yerleşmiş olması sebebiyle hastamız ciddi bir mortalite riski taşıyordu. Bu operasyon Mardin'de ilk defa yapılmıştır. Şu an tamamen anne sütü ile besleniyor. Oksijen ihtiyacı yok. Bu bizim için sevinç verici bir haberdi ve güzel bir durumdu. Çekilen grafiklerde, MR'larında, beyinde herhangi bir hasarımız yok' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'AMELİYAT ÖNCESİNDE VE SONRASINDA CİDDİ MÜCADELE ETTİK'</p>

<p>Yeni Doğan uzmanı Muhammet Hocaoğlu ise bebeğin sağlığına kavuştuğunu ifade ederek, 'Vakamızı özellikli kılan nokta, sağ taraflı bir diyafram hernisi olmasıydı. Normal diyafram hernileri zaten nadir görülürken, bunun sağ tarafta olması yüzde 10-15'lik bir oranla durumu daha da nadir kılmaktadır. Fıtık içine giren organ miktarı ne kadar fazlaysa, ölüm riski de o kadar artmaktadır. Bizim hastamızda ince bağırsağın önemli bir bölümü, kalın bağırsak ve hatta karaciğer bile sağ toraksın içindeydi. Bu sebeple bebeğimizle ilgili ciddi problemler yaşadık. Ameliyat gerçekleşti; ancak ameliyat öncesinde ve sonrasında 'pulmoner hipertansiyon' ile mücadele ettik ve ciddi bir süre nitrik oksit tedavisi vermek durumunda kaldık. Daha sonrasında ise bağırsak iskemisi sorunuyla uğraştık. Beslenmesine çok aşamalı ve dikkatli bir şekilde geçildi. Bu bebeğimiz yaklaşık 50 gün gibi çok uzun bir süre oksijen desteğine ihtiyaç duydu. Fakat bugün şükürler olsun ki bebeğimiz hiçbir oksijen desteğine ihtiyaç duymadan, kilosunu neredeyse ikiye katlamış ve tamamen sağlıklı bir şekilde evine gidiyor. Bu, Mardin için büyük bir olaydır' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/ic-organlari-gogus-kafesinde-dogan-reyyan-bebek-ameliyatla-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/04/agency/dha/ic-organlari-gogus-kafesinde-dogan-reyyan-bebek-ameliyatla-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="14175"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[36 ilaç daha SGK'nın geri ödeme listesinde]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/36-ilac-daha-sgknin-geri-odeme-listesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/36-ilac-daha-sgknin-geri-odeme-listesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 27'si yerli üretim olmak üzere 36 ilacı daha Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) geri ödeme listesine dahil edildiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bakan Işıkhan, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, SGK aracılığıyla vatandaşların ilaca ve tedaviye erişimini kesintisiz şekilde güçlendirmeye devam ettiklerini belirtti. Işıkhan, 'Bu kapsamda; hemofili, kan ürünü ve alerji aşısı başta olmak üzere, diyabet, enfeksiyon, enzim eksikliği ve bağışıklık hastalıklarını kapsayan, farklı tedavi alanlarına yönelik 27 tanesi yerli üretim olmak üzere toplam 36 ilacı daha geri ödeme listemize dahil ettik. Hastalarımıza şifa olmasını diliyor, tüm vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür temenni ediyor, hayırlı bayramlar diliyorum' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/36-ilac-daha-sgknin-geri-odeme-listesinde</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/36-ilac-daha-sgknin-geri-odeme-listesinde.jpg" type="image/jpeg" length="59686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sağlıklı oruç için en önemli adım bol su içmek']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/saglikli-oruc-icin-en-onemli-adim-bol-su-icmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/saglikli-oruc-icin-en-onemli-adim-bol-su-icmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İftar  ile sahur arasında yeterli ve dengeli su tüketimi sağlıklı bir ramazan geçirmek için oldukça önemli olduğunu belirten Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, 'Gün boyunca su tüketilmediğinde vücut terleme, solunum ve idrar yoluyla sıvı kaybetmeye devam eder.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu kayıplar yerine konmadığında hafif dehidratasyon dediğimiz sıvı eksikliği ortaya çıkabilir' dedi.</p>

<p>Medicana Sağlık Grubu'ndan Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, ramazanda su içmenin faydalarına yönelik bilgi verdi. Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Vücudun yaklaşık yüzde 55-60'ı sudan oluşuyor. Su; vücut sıcaklığının düzenlenmesi, hücrelerin çalışması, besinlerin taşınması, sindirim, metabolizma ve toksinlerin atılması gibi birçok yaşamsal görevde rol oynuyor. Gün içinde uzun süre su içilemediğinde vücut sıvı dengesini korumak için bazı mekanizmalar devreye giriyor. Ramazanda da gün içinde yeterli sıvı alınmadığında halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, kabızlık ve tansiyon düşüklüğü gibi sorunlara yol açabiliyor' diye konuştu.</p>

<p>'KAFEİN SUSUZLUK HİSSİNİ ARTIRABİLİR'</p>

<p>Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Gün boyunca su tüketilmediğinde vücut terleme, solunum ve idrar yoluyla sıvı kaybetmeye devam eder. Bu kayıplar yerine konmadığında hafif dehidratasyon dediğimiz sıvı eksikliği ortaya çıkabilir. Özellikle yoğun fiziksel aktivite, kafein tüketimi veya tuzlu yiyecekler susuzluk hissini artırabilir. Ramazan ayında yapılan en yaygın hatalardan biri, iftar sırasında hızlı bir şekilde çok fazla su içmeye çalışmaktır. Oysa vücut kısa sürede yüksek miktarda sıvıyı verimli şekilde kullanamaz. Bu nedenle su tüketiminin iftar ile sahur arasında dengeli şekilde dağıtılması çok daha sağlıklı bir yaklaşımdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'GÜNLÜK SU MİKTARI 2- 2.5 LİTRE'</p>

<p>Sağlıklı yetişkin bireyler için günlük ortalama su ihtiyacının 2-2,5 litre civarında olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Bu miktar kişinin kilosuna, yaşına, fiziksel aktivitesine ve hava sıcaklığına göre değişebilir. Ramazan ayında bu miktarı karşılamak için iftar ile sahur arasında su tüketimini planlamak önemlidir. İftar sırasında 1-2 bardak, iftar sonrasında 4-5 bardak, sahurda 2-3 bardak su içilerek denge sağlanabilir. Bu şekilde toplamda yaklaşık 8-10 bardak su tüketmek mümkündür. Su içmenin yanı sıra çorba, ayran, kefir, süt ve yüksek su içeren sebze-meyveler de günlük sıvı alımına katkı sağlar' diye konuştu.</p>

<p>'KISA SÜREDE ÇOK SU İÇMEK MİDEYİ RAHATSIZ EDEBİLİR'</p>

<p>Sahur öğününün gün boyunca susuzluğu azaltmada önemli rol oynadığına değinen Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Sahurda yeterli su içilmemesi gün içinde daha hızlı susamaya neden olabilir. Ancak burada da aşırı su tüketimi önerilmez. Çok kısa sürede fazla miktarda su içmek mideyi rahatsız edebilir ve sık idrara çıkmaya yol açabilir. Sahurda ayrıca tuzlu ve aşırı baharatlı yiyeceklerden kaçınmak gerekir. Salamura ürünler, turşu, tuzlu peynirler ve işlenmiş gıdalar gün içinde susuzluk hissini artırabilir. Bunun yerine yumurta, yoğurt, tam tahıllar ve sebzeler içeren dengeli bir sahur tercih edilmelidir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'MİDEYİ YORMAMAK İÇİN SUYU YAVAŞ VE KONTROLLÜ İÇMEK ÖNEMLİDİR'</p>

<p>'İftar anında uzun süreli açlık ve susuzluk sonrası mideyi yormamak için suyu yavaş ve kontrollü içmek önemlidir' diyen Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Geleneksel olarak orucun su ile açılması hem mideyi rahatlatır hem de vücuda hızlı enerji sağlar. İftarda önce 1-2 bardak su içmek, ardından sebzeli veya tavuk suyu çorba ile hafif bir başlangıç yapmak sindirim sisteminin daha rahat çalışmasına yardımcı olur. Ana yemek sırasında ise aşırı su tüketmek yerine öğün aralarında su içmek daha doğru bir yaklaşımdır. Ramazan ayında bazı besinler susuzluk hissini artırabilir. Aşırı tuzlu gıdalar, baharatlı yemekler, kızartmalar, şekerli içecekler, fazla çay ve kahve susuzluk oluşturabilir. Kafein içeren içecekler idrar söktürücü etkiye sahip olduğu için vücuttan sıvı kaybını artırabilir. Bu nedenle iftar sonrası çay ve kahve tüketimi sınırlı tutulmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'SUSUZLUK BELİRTİLERİNİ TANIMAK ÖNEMLİ'</p>

<p>Baş ağrısı, ağız kuruluğu, koyu renkli idrar, halsizlik ve baş dönmesi vücudun susuz kaldığının işaretleri olabildiğini kaydeden Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Bu tür belirtiler yaşandığında iftar ile sahur arasında sıvı tüketimine daha fazla dikkat edilmesi gerekir. Gün içinde kaybedilen sıvının iftar ile sahur arasında düzenli şekilde yerine konması hem enerji seviyesinin korunmasına hem de metabolizmanın sağlıklı çalışmasına yardımcı olur' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/saglikli-oruc-icin-en-onemli-adim-bol-su-icmek</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/saglikli-oruc-icin-en-onemli-adim-bol-su-icmek.jpg" type="image/jpeg" length="64839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kolon kanserinden korunmak için 5-10 yılda bir kolonoskopi yapılmalı']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/kolon-kanserinden-korunmak-icin-5-10-yilda-bir-kolonoskopi-yapilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/kolon-kanserinden-korunmak-icin-5-10-yilda-bir-kolonoskopi-yapilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolan kanserinde tarama testlerinin hayat kurtarıcı olduğuna dikkat çeken Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu, 'Ortalama riskli bireylerde tarama genellikle 45-50 yaş arasında başlatılmalıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaitada gizli kan testi yılda bir yapılabilir. Sigmoidoskopi 3-5 yılda bir, kolonoskopi ise 5-10 yılda bir uygulanabilir. Aile öyküsü olan bireylerde ise tarama daha erken yaşta ve daha sık yapılmalıdır. Kolon kanseri büyük ölçüde önlenebilir ve erken tanı ile tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu yüzden tarama programlarına katılım büyük önem taşımaktadır' dedi.</p>

<p>Medical Park İstanbul Onkoloji Hastanesi'nden Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu, kolorektal kanserin (kolon kanseri) kalın bağırsak ve rektumda gelişen bir kanser türü olduğunu belirterek düzenli tarama testlerinin erken tanı açısından hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Uzm. Dr. Engin Erdemoğlu, kolon kanserinin sindirim sisteminin son bölümünü oluşturan kalın bağırsak ve rektumdan kaynaklandığını belirterek 'Kolon kanseri; kalın bağırsak yani kolon ve kalın bağırsağın son 15-20 santimetrelik bölümü olan rektumdan gelişen kanserleri ifade eder. Bu kanserlerin büyük bölümü başlangıçta polip adı verilen iyi huylu oluşumlardan gelişir. Zaman içinde bazı polipler kansere dönüşebilir' diye konuştu.</p>

<p>'50 YAŞ SONRASI RİSK ARTIYOR'</p>

<p>Kolon kanseri riskinin yaşla birlikte arttığını aktaran Uzm. Erdemoğlu, 'Kolorektal kanser (kolon kanseri) riski özellikle 50 yaş sonrasında belirgin şekilde artar. Ancak son yıllarda daha genç yaş gruplarında da artış gözlenmektedir. Aile öyküsü de önemli bir risk faktörüdür. Birinci derece akrabasında kolorektal kanser bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Ayrıca inflamatuvar bağırsak hastalığı olanlar ve bazı genetik sendrom taşıyıcılarında da risk artmaktadır' ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Erdemoğlu, hastalığın erkeklerde kadınlara göre biraz daha sık görüldüğünü ancak her iki cinsiyet için de önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.</p>

<p>'YAŞAM TARZI DA RİSKİ ETKİLİYOR'</p>

<p>Kolon kanseri gelişiminde yaşam tarzının da önemli rol oynadığını ifade eden Uzm. Dr. Erdemoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>'Obezite, hareketsiz yaşam, kırmızı ve işlenmiş etten zengin beslenme, liften fakir diyet, sigara ve aşırı alkol tüketimi ile tip 2 diyabet kolon kanseri açısından önemli risk faktörleri arasında yer alır. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları riskin azaltılmasına yardımcı olabilir. Dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite önemlidir.'</p>

<p>'BU BELİRTİLER DİKKATE ALINMALI'</p>

<p>Kolon kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermeyebileceğini dile getiren Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, ishal veya kabızlık, dışkı çapında incelme, dışkıda kan görülmesi, nedeni açıklanamayan kansızlık, karın ağrısı, şişkinlik ve açıklanamayan kilo kaybı kolon kanseri açısından uyarıcı belirtiler olabilir. Bu belirtiler her zaman kanser anlamına gelmeyebilir. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde mutlaka değerlendirilmelidir' dedi.</p>

<p>'DIŞKIDA KAN GÖRÜLMESİ CİDDİYE ALINMALI'</p>

<p>Dışkıda kan görülmesinin önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Dışkıda kan her zaman ciddiye alınmalıdır. Özellikle 40-50 yaş üzerindeki bireylerde eşlik eden kansızlık, kilo kaybı veya bağırsak alışkanlığında değişiklik varsa mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır. Hemoroit gibi iyi huylu hastalıklar da kanamaya neden olabilir. Ancak 'nasıl olsa hemoroittir' düşüncesiyle değerlendirme geciktirilmemelidir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'TARAMA TESTLERİ ERKEN TANI SAĞLIYOR'</p>

<p>Kolon kanserinde tarama testlerinin hayat kurtarıcı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Ortalama riskli bireylerde tarama genellikle 45-50 yaş arasında başlatılmalıdır. Gaitada gizli kan testi yılda bir yapılabilir. Sigmoidoskopi 3-5 yılda bir, kolonoskopi ise 5-10 yılda bir uygulanabilir. Aile öyküsü olan bireylerde tarama daha erken yaşta ve daha sık yapılmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'KOLONOSKOPİDEN KORKULMAMALI'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolonoskopi işleminin güvenli bir yöntem olduğunu belirten Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Kolonoskopi kalın bağırsağın esnek ve ışıklı bir kamera sistemi ile incelenmesidir. İşlem genellikle sedasyon altında yapılır ve hasta ağrı hissetmez. Ortalama 20-30 dakika sürerö dedi. İşlem sırasında tespit edilen polipler aynı seansta çıkarılabilmektedir. Bu sayede hem tanı hem de tedavi sağlanmış olur' dedi.</p>

<p>'SAĞLIKLI YAŞAM ÖNEMLİ'</p>

<p>Kolon kanserinden korunmak için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemli olduğunu dikkat çeken Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Liften zengin beslenmek, sebze ve meyve tüketimini artırmak, kırmızı ve işlenmiş et tüketimini azaltmak, düzenli fiziksel aktivite yapmak ve sigara ile aşırı alkolden uzak durmak kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabilir' diye konuştu.</p>

<p>Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Kolon kanseri büyük ölçüde önlenebilir ve erken tanı ile tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu nedenle tarama programlarına katılım büyük önem taşımaktadır. Erken tanı hayat kurtarır' diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/kolon-kanserinden-korunmak-icin-5-10-yilda-bir-kolonoskopi-yapilmali</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/kolon-kanserinden-korunmak-icin-5-10-yilda-bir-kolonoskopi-yapilmali.jpg" type="image/jpeg" length="99047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de yemeğiyle ünlü kentler, diyabet ve obezitede ilk sıralarda]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/turkiyede-yemegiyle-unlu-kentler-diyabet-ve-obezitede-ilk-siralarda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/turkiyede-yemegiyle-unlu-kentler-diyabet-ve-obezitede-ilk-siralarda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dicle Üniversitesi'nden Prof. Dr. Eşref Araç, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de diyabet ve obezite oranının en yüksek olduğu illerin başında Adana, Şanlıurfa ve Gaziantep gibi yemeğiyle ünlü kentlerin geldiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Araç, 'İlk 3 sıra bu illerimizde. Bunların niye bu kadar obez olduğunu herhalde söylemeye gerek yok. Çünkü bu illerde genelde gurmelik, yemek kültürünün biraz daha fazla olması söz konusu' dedi.</p>

<p>Dicle Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eşref Araç, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla DHA'ya değerlendirmede bulundu. Obezitenin Türkiye'de ve dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Prof. Dr. Araç, 'Obezite farkındalığının bizler için bu kadar önemli olmasının nedeni, şu anda sadece ülkemizde değil, tüm dünyada bir salgın gibi, yüzyılın en büyük problemi olmasıdır. Obezite şu anda bulaşıcı olmayan en önemli hastalık. Çünkü obezite kendi başına bir hastalık olmakla birlikte birçok hastalığın da öncülüğünü yapıyor. İleride diyabet olmanız, kolesterolünüzün yüksek olması, tansiyonunuzun yüksek olması, bel fıtığı, dizlerde problemler, psikolojik sıkıntılar, safra kesesi hastalıkları, kanserler gibi onlarca hatta yüzlerce hastalığın da öncülü olarak kabul edebilirsiniz. Yani obezseniz, bunlar daha sık görülecek hastalıklardır' dedi.</p>

<p>'AVRUPA'NIN EN OBEZ ÜLKESİYİZ'</p>

<p>Türkiye'nin obezite oranında Avrupa'da ilk sırada yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Araç, 'Bugün Türkiye'de bu niye çok önemli? Çünkü biliyoruz ki artık Türkiye maalesef bu konuda Avrupa birincisi. Ülkemiz geçmişte daha iyi durumdayken, şimdi hem gençlerde hem orta yaşlarda hem kadın hem de erkeklerde, şu anda Avrupa'nın en obez ülkesiyiz. Geçmişte diyabette de daha iyi durumdaydık ama obez ülkesi olmamız hasebiyle bu son 2 yıldır artık Avrupa'nın diyabette de birinci ülkesiyiz. Çünkü obezite eşittir diyabet. Obeziteniz varsa diyabetiniz, tip-2 diyabetiniz gelişecektir ve artacaktır. Bizim bölgeyi düşünecek olursak, Türkiye'de yapılan çalışmalarda en yüksek oranda diyabet ve obezitesi olan il Adana, ikinci sırada Şanlıurfa, üçüncü sırada Gaziantep. İlk 3 sıra bu illerimizde. Bu illeri sırasıyla Mersin, Konya, Kayseri, Malatya, Kahramanmaraş, Diyarbakır ve Hatay izliyor. Bunların niye bu kadar obez olduğunu herhalde söylemeye gerek yok. Çünkü bu illerde genelde gurmelik, yemek kültürünün biraz daha fazla olması söz konusu. Yemek kültürünün çok fazla gelişkin olduğu yerlerde maalesef bir de hareketlilik azaldığında bu durumları görebiliyoruz. Diyarbakır yine nispeten daha iyi bir durumda. 10'uncu sıralarda, Hatay'la aynı sıralarda yer alan bir ilimiz' diye konuştu.</p>

<p>'EKRAN BAĞIMLILIĞI OBEZİTENİN EN BÜYÜK PROBLEMLERİNDEN BİRİ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk ve ergenlerde obezite oranındaki artışa da dikkat çeken Prof. Dr. Araç, şöyle konuştu:</p>

<p>'Çok daha önemli olan yaşlar, 4-19. Yani aslında ergenlik ve çocukluk yaşlarında obezitenin gittikçe artmış olmasıdır. 1980 öncesinde bu oran yüzde 4'lerdeyken şu anda yüzde 20 civarında. Bu çocuklarda beklediğimiz bir şey değil. Çocuk ve ergenlerde olması, ileride obezitenin ve ona bağlı hastalıkların daha çok artacağını gösteriyor. Ve bu neredeyse 5 kattan fazla bir artış. Türkiye'de her 3 bireyden 1'i obez. Hatta hafif kiloları da sayarsak yüzde 75'e yakın bir kilo anomalisi olan bir toplum var. 2030 yılı öngörülerine baktığımızda da neredeyse Türkiye'de 44 ila 45 milyon obez hasta olacağını tahmin ediyoruz. Bu hem maddi hem manevi hem de sağlık yükü anlamında çok ciddi problemlere yol açacak bir sorundur. Sağlık Bakanlığımız da 2025-2028 obezite için bir hareket planı oluşturdu, hatta toplumun birçoğu merkezde, birçok yerde kilolarını ölçüp bunları kayıt altına aldı. Buna yönelik hem egzersiz hem beslenme hem diğer bakanlıklarla birlikte bir hareketlilik programı var. Bunun da iyi olacağını düşünüyoruz. Bir kişi eğer obezse ve diyabetikse, özellikle 6 kat daha fazla pankreas kanseri olma ihtimali yükseliyor ve bunlar ciddi kanserlerimizdir. Bu anlamda halkımızın farkındalığını artırmak gerekiyor ve şunu bilmemiz gerekiyor ki hareketsiz bir toplum obez olmaya mahkumdur. Obez olan bir toplum da hastalıklarla uğraşmaya mahkumdur. O yüzden hareketlerimizi artıracağız.' (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Diyarbakır</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/turkiyede-yemegiyle-unlu-kentler-diyabet-ve-obezitede-ilk-siralarda</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/turkiyede-yemegiyle-unlu-kentler-diyabet-ve-obezitede-ilk-siralarda.jpg" type="image/jpeg" length="54450"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kolon kanseri 50 yaş altındaki bireyleri hedef alıyor']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/kolon-kanseri-50-yas-altindaki-bireyleri-hedef-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/kolon-kanseri-50-yas-altindaki-bireyleri-hedef-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolorektal kanserlerin erken tanı ve düzenli taramalarla büyük oranda önlenebileceğini ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cengizhan Yiğitler, 'Her iki cinste en sık görülen üçüncü kanser türü olan ve kanser kaynaklı ölümlerde ikinci sırada yer alan kolorektal kanserler, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde kanserden ölümlerde ilk sıraya yükselmiş durumda' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolorektal kanserlerin, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde kanser kaynaklı ölümlerde ilk sıraya yükseldiğini belirten, Medicana International İstanbul Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cengizhan Yiğitler, Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolonun, ince bağırsağın devamı olarak karın boşluğunu adeta bir çerçeve gibi çevreleyen ve rektum aracılığıyla makat bölgesine uzanan hayati bir organ olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yiğitler, bu yapının sindirim sürecinin son aşamasında görev aldığını söyledi. Vücudun ihtiyaç duyduğu suyun geri emilimini sağlayan ve atık maddelerin dışkı yoluyla uzaklaştırılmasında kritik rol oynayan kolonun; sıvı-elektrolit dengesinin korunmasına ve bağırsak florasının düzenlenmesine de katkıda bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Kolon bölgesinde gelişen hücresel değişimlerin zamanla polip oluşumuna zemin hazırlayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Yiğitler, 'Başlangıçta iyi huylu olan bazı polipler tedavi edilmediği takdirde kansere dönüşebilen bir sürecin başlangıcı olabilir. Bu nedenle düzenli tarama programlarına katılım ve erken teşhis hayati önem taşır' dedi.</p>

<p>'POLİPLER ZAMANLA KANSERE DÖNÜŞEBİLİR'</p>

<p>Hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşan poliplerin zamanla kansere dönüşebileceğini ifade eden Prof. Dr. Yiğitler, erken tanının hayati önem taşıdığını belirtti. Başlangıçta iyi huylu olan poliplerin büyüyerek bağırsak duvarının daha derin tabakalarına ilerleyebileceğini belirten Prof. Dr. Yiğitler, 'Süreç ilerledikçe kanserli hücreler çevredeki lenf nodlarına, ileri evrelerde ise uzak organlara yayılım gösterebilir. Hastalığın evresi; tümörün bağırsak duvarına ne kadar yayıldığı, lenf nodu tutulumu ve uzak organ metastazlarının varlığına göre belirlenir. Tanı anındaki evre, uygulanacak tedavi planını ve hastanın sağkalım süresini doğrudan etkileyen en önemli kriterler arasında yer alır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'GENÇLERDE KOLOREKTAL KANSER ARTIŞTA'</p>

<p>Kolon kanserinin genellikle ileri yaş hastalığı olarak bilindiğini ve çoğunlukla 60'lı yaşlarda pik yaptığını belirten uzmanlar, son yıllarda genç yaş grubunda dikkat çekici bir artış yaşandığına dikkat çekiyor. Prof. Dr. Cengizhan Yiğitler, özellikle genç hastalarda hastalığın daha ileri evrede ve daha agresif seyirle ortaya çıkabildiğinin altını çizdi.</p>

<p>Prof. Dr. Yiğitler, 'Genç yaş grubunda görülen vakalarda tanı çoğu zaman gecikebiliyor. Hastalığın daha ileri evrede ve daha agresif özellikte seyretmesi sağkalım oranlarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle uluslararası kılavuzlarda kolonoskopi taramalarına başlama yaşı 45'e çekildi. Genç bireylerin de bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikleri ve olası belirtileri önemsemesi gerekiyor' dedi.</p>

<p>'KOLOREKTAL KANSER OLUŞMADAN ÖNLENEBİLİYOR'</p>

<p>Kolorektal kanserlerin erken dönemde tespit edilebilen ve hatta önlenebilen hastalıklar arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Yiğitler, düzenli taramaların hayati rol oynadığını belirterek, 'Kolonoskopi sırasında saptanan poliplerin çıkarılmasıyla kanser gelişimi büyük ölçüde engellenebiliyor. Uygun bağırsak hazırlığı sonrası gerçekleştirilen işlemde tespit edilen polipler aynı seansta alınabiliyor ve böylece kansere dönüşme riski ortadan kaldırılabiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Karın ağrısı, dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan görülmesi ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yiğitler, 'Uluslararası kılavuzlar doğrultusunda 45 yaşından itibaren iki yılda bir dışkıda gizli kan testi ve beş yılda bir kolonoskopi yapılması öneriliyor. Risk grubundaki bireylerde ise tarama aralıkları kişiye özel olarak planlanmalıdır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/kolon-kanseri-50-yas-altindaki-bireyleri-hedef-aliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/kolon-kanseri-50-yas-altindaki-bireyleri-hedef-aliyor.jpg" type="image/jpeg" length="11824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Grip aşısı yüzde 50 oranında hastane başvuru ve hastane yatış oranını engelledi']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/grip-asisi-yuzde-50-oraninda-hastane-basvuru-ve-hastane-yatis-oranini-engelledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/grip-asisi-yuzde-50-oraninda-hastane-basvuru-ve-hastane-yatis-oranini-engelledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şenol Atakan, 'Grip ile influenzada, Dünya Sağlık Örgütü, hastalık kontrol merkezinin 2025 yılında çalışmasında grip aşısının yüzde 50 oranında hastane başvuru ve hastane yatış oranını engellediği tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu çok önemli bir olay. Sağlıkta olan yükü de çok ciddi azaltacak bir orandır' dedi.</p>

<p>Kentte hem kış şartları nedeniyle hem de sömestir tatili sonrası grip ve çeşitli virüs salgınlarında artış gözlendi. Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şenol Atakan, bu tip hastalıklarda grip aşasının önemli olduğunu belirtti. Dr. Atakan, 'Okullar açılınca biraz artış sağladı ama sevindirici olan ise grip ile influenzada, Dünya sağlık Örgütü, hastalık kontrol merkezinin 2025 yılında çalışmasında grip aşısının yüzde 50 oranında hastane başvuru ve hastane yatış oranını engellediği tespit edildi. Bu çok önemli bir olay. Sağlıkta olan yükü de çok ciddi azaltacak bir orandır. Çok ciddi bir bilimsel çalışma ve hekim arkadaşlarımızın çoğu da bunu gördü ve biliyor zaten. Vatandaşlarımızda bunu bilsin. Bir tek gripte değil, diğer aşılara da çok dikkat etmek lazım. Lütfen vatandaşlarımız aşılarla ilgili aile hekimlerine danışsınlar. Bunlarla ilgili toplumda bizi tehdit eden aşı reddi ya da aşı karşıtlığı diyelim, bu durumlara itibar etmesinler' diye konuştu.</p>

<p>'BİLİME NE KADAR UYARSAK O KADAR KAYBIMIZ AZALACAK'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Atakan, 'Ülkenin sağlık ekonomisi açısından bile bence çarpıcı bir oran bence. Bunun için aile hekimlerinden her yıl grip aşılarını 7'den 70'e yapabiliriz. Diğer aşılar bebeklik ve yetişkin aşılarını da bizlere danışıp tamamlasınlar. Grip ile zatürre aşılarını devletimiz karşılıyor. İlk dozunu yapıyoruz. İkinci gerekli bilgileri veriyoruz. Duyarlı vatandaşlarımız aşılarını yaptırıyor ve yararını görüyor. Bununla yaşamayı öğreneceğiz çünkü. Bir covid ile birlikte bu salgınların ne kadar önemli olduğu da anlaşıldı. Bilime ne kadar uyarsak o kadarda kaybımız azalacak' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/grip-asisi-yuzde-50-oraninda-hastane-basvuru-ve-hastane-yatis-oranini-engelledi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/grip-asisi-yuzde-50-oraninda-hastane-basvuru-ve-hastane-yatis-oranini-engelledi.jpg" type="image/jpeg" length="58057"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Su yerine tüketilen asitli içecekler böbrek sağlığına zarar veriyor']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/su-yerine-tuketilen-asitli-icecekler-bobrek-sagligina-zarar-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/su-yerine-tuketilen-asitli-icecekler-bobrek-sagligina-zarar-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayında uzun süreli susuzluğun, böbrek taşı şikayetlerinde artışa neden olabileceğini belirten Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cevper Ersöz, 'Yeterli sıvı tüketilmemesi idrarın koyulaşmasına ve kristal oluşumuna zemin hazırlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Asitli ve şekerli içecekler suyun yerine geçmiyor. İftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre su tüketilmesi gerekir. ' dedi</p>

<p>Ramazan ayında uzun saatler süren susuzluğu iftar sonrasında yanlış içeceklerle gidermeye çalışmak, böbrek sağlığına zarar veriyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cevper Ersöz, 'Ramazan ayında uzun saatler süren susuzluğu iftar sonrasında yanlış içeceklerle gidermeye çalışmak, böbrek sağlığına zarar veriyor. 'Çok sıvı alıyorum' düşüncesiyle su yerine tüketilen asitli içecekler, şekerli meyve suları ve aşırı çay-kahve, vücudun ihtiyaç duyduğu nemi sağlamadığı gibi böbrek taşı oluşumuna da davetiye çıkarıyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'ASİTLİ VE ŞEKERLİ İÇECEKLER SUYUN YERİNE GEÇMEZ'</p>

<p>Daha önce böbrek taşı ameliyatı geçirenler, ailesinde taş öyküsü bulunanlar ve daha önce taş düşüren hastaların risk grubunda olduğunu belirten Doç. Dr. Ersöz, 'Böbrek taşı öyküsü bulunan kişiler özellikle dikkatli olmalı. İftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre su tüketilmesi gerekir. Suyun zamana yayılarak içilmesi ramazanda büyük bir öneme sahip. Asitli ve şekerli içecekler suyun yerine geçmiyor. İşlenmiş, tuzlu ve aşırı proteinli gıdalardan da kaçınılması gerekiyor' dedi.</p>

<p>'LAZER ENERJİSİYLE TAŞ KIRMA İŞLEMLERİ'</p>

<p>Aktif taş hastalığı bulunan ya da yakın zamanda taş ameliyatı geçiren kişilerin oruç tutmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirten Doç. Dr. Ersöz, 'Bulantı ve kusmayla başlayan yan ağrısı, idrarda kanama ve ateş gibi şikayetler varsa vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalı ve ardından bir üroloji hekimi tarafından değerlendirilmelidir. Hastaların çoğunda küçük taşlar kendiliğinden düşebiliyor. Ancak 4 milimetreden büyük ve düşmeyen taşlarda müdahale gerekebiliyor. Bu tür durumlarda genellikle endoskopik yöntemleri tercih ediyoruz. İdrar kanalından doğal yollarla ulaşılarak lazer enerjisiyle taş kırma işlemleri uygulanabiliyor' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/su-yerine-tuketilen-asitli-icecekler-bobrek-sagligina-zarar-veriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/02/agency/dha/su-yerine-tuketilen-asitli-icecekler-bobrek-sagligina-zarar-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="74778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: Ülkemizin 'Sağlıkta Dönüşüm Programı' tecrübelerini Kosovalı dostlarımızla paylaştık]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/bakan-memisoglu-ulkemizin-saglikta-donusum-programi-tecrubelerini-kosovali-dostlarimizla-paylastik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/bakan-memisoglu-ulkemizin-saglikta-donusum-programi-tecrubelerini-kosovali-dostlarimizla-paylastik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Ülkemizin 'Sağlıkta Dönüşüm Programı' tecrübelerini ve 'Üreten Sağlık' vizyonumuzu Kosovalı dostlarımızla paylaştık' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık  Bakanı Kemal Memişoğlu, her yıl Kosova'da tedavisi mümkün olmayan 100 hastanın tedavisini Türkiye'de ücretsiz sağladıklarını belirterek, 'Ülkemizin 'Sağlıkta Dönüşüm Programı' tecrübelerini ve 'Üreten Sağlık' vizyonumuzu Kosovalı dostlarımızla paylaştık' dedi.</p>

<p>Ankara'da Kosova Büyükelçiliği tarafından 'Kosova Bağımsızlık Günü' resepsiyonu gerçekleştirildi. Bir otelde gerçekleştirilen resepsiyona katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin, 2008'de bağımsızlığını ilan eden Kosova'yı tanıyan ilk ülkelerden biri olduğunu söyledi. Her yıl Kosova'da tedavisi mümkün olmayan 100 hastanın tedavisini Türkiye'de ücretsiz sağladıklarını, bundan da memnuniyet duyduklarını belirten Bakan Memişoğlu, 'Son dönemdeki görüşmelerimizde ve sağlık temaslarımızda ülkemizin 'Sağlıkta Dönüşüm Programı' tecrübelerini ve 'Üreten Sağlık' vizyonumuzu Kosovalı dostlarımızla paylaştık' dedi.</p>

<p>'BİZLERİ BİRBİRİMİZE BAĞLAYAN KARDEŞLİK RUHU BULUNMAKTADIR'</p>

<p>Türkiye'nin, Kosova'nın uluslararası alanda hak ettiği konuma ulaşmasına yönelik desteğini kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Kemal Memişoğlu, 'Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler, yalnızca diplomatik bağlarla sınırlı değildir. Bizleri birbirimize bağlayan köklü bir tarih, ortak bir kültür ve derin bir kardeşlik ruhu bulunmaktadır' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Memişoğlu, Türkiye olarak, Kosova ile sadece sağlık alanında değil siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel birçok alanda kapsamlı ve geniş iş birliği yelpazesi oluşturduklarını da belirtti. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/bakan-memisoglu-ulkemizin-saglikta-donusum-programi-tecrubelerini-kosovali-dostlarimizla-paylastik</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 22:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/02/agency/dha/bakan-memisoglu-ulkemizin-saglikta-donusum-programi-tecrubelerini-kosovali-dostlarimizla-paylastik.jpg" type="image/jpeg" length="58343"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser hastası Zeynep'in tedavisini LÖSEV üstlendi]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/kanser-hastasi-zeynepin-tedavisini-losev-ustlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/kanser-hastasi-zeynepin-tedavisini-losev-ustlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da  2 yıl önce meme kanserine yakalanan Zeynep Elibol'un (33) tedavisini, Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV) üstlendi. Ailece büyük sevinç yaşadıklarını belirten Elibol, 'Tamamen umutsuzluğa düşmüştüm.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karamsarlık içerisindeydim. LÖSEV bizim evimize güneş gibi doğdu' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zeynep Elibol'a 5'inci çocuğuna hamileyken 2024 yılında 4'üncü evre kanser teşhisi konuldu. Hamilelik sürecinde bazı tetkikleri yapılamadığı için geç teşhis konulan Elibol'un tedavisi, doğumun ardından başladı. Elibol, yaklaşık 1 yıl uygulanan kemoterapi ve akıllı ilaç tedavisinden sonuç alamadı. Bunun üzerine doktorlar tarafından 'trastuzumab deruxtecan' etken maddeli ilaç önerildi. Ancak 33 bin 547 TL olan ilacın SGK listesinde bulunmadığı belirtildi. Ardından Zeynep Elibol'un tedavisini LÖSEV üstlendi. Elibol, 'LÖSEV bizi aradı, 'Size güzel bir haberimiz var' dediler. Tedaviyi karşılayacaklarını söylediler. Çok mutlu oldum. Umudum kesilmişti, ne yapacağımı bilmiyordum' dedi.</p>

<p>'EVDE BAYRAM HAVASI OLDU'</p>

<p>LÖSEV'den gelen telefonla ailece sevinç yaşadıklarını dile getiren Elibol, 'Eşim ve çocuklarımla birlikte sevinç çığlıkları attık. Tamamen umutsuzluğa düşmüştüm. Karamsarlık içerisindeydim. LÖSEV bizim evimize güneş gibi doğdu. Kimseyi eleştirmek istemiyorum ama benim gibi çok insan mağdur oluyor. Hastalıkla mücadele ederken bir yandan ilaç ve dava süreçleriyle uğraşıyoruz. Sadece benim değil, benim gibi birçok hastanın sesinin duyulmasını istiyoruz. Bugün LÖSEV tarafından karşılanan ilk ilacımı alacağım. Yeniden doğuşum diyebilirim. Umutların yeşerdiği bir gün. Bundan sonra her şeyin daha iyi olacağına inanıyorum. Başta Üstün Ezer hocam olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum' diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/kanser-hastasi-zeynepin-tedavisini-losev-ustlendi</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/02/agency/dha/kanser-hastasi-zeynepin-tedavisini-losev-ustlendi.jpg" type="image/jpeg" length="30947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı Ramazan öncesi kan şekerinizi dengeleyin]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/uzmanindan-uyari-ramazan-oncesi-kan-sekerinizi-dengeleyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/uzmanindan-uyari-ramazan-oncesi-kan-sekerinizi-dengeleyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Melis Bengisu Demirci, Ramazan'a aniden değişen bir beslenme düzeniyle girmenin zorlayıcı olabileceğini belirterek, 'Ramazan öncesinde dengeli ve yeterli beslenmeye özen göstermek, öğün düzenini kademeli şekilde gözden geçirmek ve kan şekeri dengesini destekleyen beslenme alışkanlıkları oluşturmak bu sürece uyumu kolaylaştırabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güven Çayyolu Tıp Merkezi'nden Uzman Diyetisyen Melis Bengisu Demirci, Ramazan öncesinde beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesinin önemine dikkat çekerek sağlıklı geçiş için uyarılarda bulundu. Beslenmede kalite ve dengeye dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Demirci, 'Ramazan öncesinde protein alımını optimize etmek; kas kütlesinin korunmasına, tokluk süresinin uzamasına ve kan şekeri dalgalanmalarının kontrolüne katkı sağlayabilir. Sebze, tam tahıl ve protein kaynaklarının dengeli olduğu öğünler tercih edilmeli. Gün içinde su tüketiminin artırılması Ramazan sürecine hazırlık açısından fayda sağlayacaktır. Su tüketimini artırmak, kafeinli içecekleri azaltmak ve öğün dengesine dikkat etmek bu dönemde önemli' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'RAMAZAN ÖNCESİ ÖNERİLERİ SIRALADI'</p>

<p>Ramazan öncesinde hızlı kilo verme amacıyla yapılan düşük kalorili diyetlerin sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirten Demirci, 'Bu dönemde amaç kilo vermekten çok vücudu yeni beslenme düzenine hazırlamak olmalı. Düşük kalorili ve katı diyetlerden kaçınılması daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. ⁠Ramazan öncesi dengeli ve yeterli beslenmeye özen gösterin. ⁠Protein alımınızı optimize etmeye çalışın. Günlük su tüketiminizi artırın. Ağır, yağlı ve aşırı şekerli yiyecekleri sınırlayın. Sebze, tam tahıl ve protein dengesi olan öğünleri tercih edin. ⁠Ramazan öncesi düşük kalorili sert diyetlerden kaçının. Ramazan'a aniden değişen bir beslenme düzeniyle girmek zorlayıcı olabilir. Ramazan öncesinde dengeli ve yeterli beslenmeye özen göstermek, öğün düzenini kademeli şekilde gözden geçirmek ve kan şekeri dengesini destekleyen beslenme alışkanlıkları oluşturmak bu sürece uyumu kolaylaştırabilir. Bireysel sağlık durumuna göre beslenme planının uzman desteğiyle şekillendirilmesi en doğru yaklaşım olacaktır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/uzmanindan-uyari-ramazan-oncesi-kan-sekerinizi-dengeleyin</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/02/agency/dha/uzmanindan-uyari-ramazan-oncesi-kan-sekerinizi-dengeleyin.jpg" type="image/jpeg" length="52163"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
