<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Abone Haber</title>
    <link>https://www.abonehaber.com</link>
    <description>Türkiye’nin gündemi burada yazılıyor! Bildirimleri aç, gündeme sen de yön ver!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.abonehaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Bu sitede yayınlanan tüm materyallerin. FSEK ve Basın Kanunu’ndan kaynaklanan her türlü hakları Abone Haber'e aittir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 22:42:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[36 ilaç daha SGK'nın geri ödeme listesinde]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/36-ilac-daha-sgknin-geri-odeme-listesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/36-ilac-daha-sgknin-geri-odeme-listesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 27'si yerli üretim olmak üzere 36 ilacı daha Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) geri ödeme listesine dahil edildiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bakan Işıkhan, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, SGK aracılığıyla vatandaşların ilaca ve tedaviye erişimini kesintisiz şekilde güçlendirmeye devam ettiklerini belirtti. Işıkhan, 'Bu kapsamda; hemofili, kan ürünü ve alerji aşısı başta olmak üzere, diyabet, enfeksiyon, enzim eksikliği ve bağışıklık hastalıklarını kapsayan, farklı tedavi alanlarına yönelik 27 tanesi yerli üretim olmak üzere toplam 36 ilacı daha geri ödeme listemize dahil ettik. Hastalarımıza şifa olmasını diliyor, tüm vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür temenni ediyor, hayırlı bayramlar diliyorum' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/36-ilac-daha-sgknin-geri-odeme-listesinde</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/36-ilac-daha-sgknin-geri-odeme-listesinde.jpg" type="image/jpeg" length="46803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sağlıklı oruç için en önemli adım bol su içmek']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/saglikli-oruc-icin-en-onemli-adim-bol-su-icmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/saglikli-oruc-icin-en-onemli-adim-bol-su-icmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İftar  ile sahur arasında yeterli ve dengeli su tüketimi sağlıklı bir ramazan geçirmek için oldukça önemli olduğunu belirten Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, 'Gün boyunca su tüketilmediğinde vücut terleme, solunum ve idrar yoluyla sıvı kaybetmeye devam eder.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu kayıplar yerine konmadığında hafif dehidratasyon dediğimiz sıvı eksikliği ortaya çıkabilir' dedi.</p>

<p>Medicana Sağlık Grubu'ndan Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, ramazanda su içmenin faydalarına yönelik bilgi verdi. Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Vücudun yaklaşık yüzde 55-60'ı sudan oluşuyor. Su; vücut sıcaklığının düzenlenmesi, hücrelerin çalışması, besinlerin taşınması, sindirim, metabolizma ve toksinlerin atılması gibi birçok yaşamsal görevde rol oynuyor. Gün içinde uzun süre su içilemediğinde vücut sıvı dengesini korumak için bazı mekanizmalar devreye giriyor. Ramazanda da gün içinde yeterli sıvı alınmadığında halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, kabızlık ve tansiyon düşüklüğü gibi sorunlara yol açabiliyor' diye konuştu.</p>

<p>'KAFEİN SUSUZLUK HİSSİNİ ARTIRABİLİR'</p>

<p>Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Gün boyunca su tüketilmediğinde vücut terleme, solunum ve idrar yoluyla sıvı kaybetmeye devam eder. Bu kayıplar yerine konmadığında hafif dehidratasyon dediğimiz sıvı eksikliği ortaya çıkabilir. Özellikle yoğun fiziksel aktivite, kafein tüketimi veya tuzlu yiyecekler susuzluk hissini artırabilir. Ramazan ayında yapılan en yaygın hatalardan biri, iftar sırasında hızlı bir şekilde çok fazla su içmeye çalışmaktır. Oysa vücut kısa sürede yüksek miktarda sıvıyı verimli şekilde kullanamaz. Bu nedenle su tüketiminin iftar ile sahur arasında dengeli şekilde dağıtılması çok daha sağlıklı bir yaklaşımdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'GÜNLÜK SU MİKTARI 2- 2.5 LİTRE'</p>

<p>Sağlıklı yetişkin bireyler için günlük ortalama su ihtiyacının 2-2,5 litre civarında olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Bu miktar kişinin kilosuna, yaşına, fiziksel aktivitesine ve hava sıcaklığına göre değişebilir. Ramazan ayında bu miktarı karşılamak için iftar ile sahur arasında su tüketimini planlamak önemlidir. İftar sırasında 1-2 bardak, iftar sonrasında 4-5 bardak, sahurda 2-3 bardak su içilerek denge sağlanabilir. Bu şekilde toplamda yaklaşık 8-10 bardak su tüketmek mümkündür. Su içmenin yanı sıra çorba, ayran, kefir, süt ve yüksek su içeren sebze-meyveler de günlük sıvı alımına katkı sağlar' diye konuştu.</p>

<p>'KISA SÜREDE ÇOK SU İÇMEK MİDEYİ RAHATSIZ EDEBİLİR'</p>

<p>Sahur öğününün gün boyunca susuzluğu azaltmada önemli rol oynadığına değinen Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Sahurda yeterli su içilmemesi gün içinde daha hızlı susamaya neden olabilir. Ancak burada da aşırı su tüketimi önerilmez. Çok kısa sürede fazla miktarda su içmek mideyi rahatsız edebilir ve sık idrara çıkmaya yol açabilir. Sahurda ayrıca tuzlu ve aşırı baharatlı yiyeceklerden kaçınmak gerekir. Salamura ürünler, turşu, tuzlu peynirler ve işlenmiş gıdalar gün içinde susuzluk hissini artırabilir. Bunun yerine yumurta, yoğurt, tam tahıllar ve sebzeler içeren dengeli bir sahur tercih edilmelidir' dedi.</p>

<p>'MİDEYİ YORMAMAK İÇİN SUYU YAVAŞ VE KONTROLLÜ İÇMEK ÖNEMLİDİR'</p>

<p>'İftar anında uzun süreli açlık ve susuzluk sonrası mideyi yormamak için suyu yavaş ve kontrollü içmek önemlidir' diyen Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Geleneksel olarak orucun su ile açılması hem mideyi rahatlatır hem de vücuda hızlı enerji sağlar. İftarda önce 1-2 bardak su içmek, ardından sebzeli veya tavuk suyu çorba ile hafif bir başlangıç yapmak sindirim sisteminin daha rahat çalışmasına yardımcı olur. Ana yemek sırasında ise aşırı su tüketmek yerine öğün aralarında su içmek daha doğru bir yaklaşımdır. Ramazan ayında bazı besinler susuzluk hissini artırabilir. Aşırı tuzlu gıdalar, baharatlı yemekler, kızartmalar, şekerli içecekler, fazla çay ve kahve susuzluk oluşturabilir. Kafein içeren içecekler idrar söktürücü etkiye sahip olduğu için vücuttan sıvı kaybını artırabilir. Bu nedenle iftar sonrası çay ve kahve tüketimi sınırlı tutulmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'SUSUZLUK BELİRTİLERİNİ TANIMAK ÖNEMLİ'</p>

<p>Baş ağrısı, ağız kuruluğu, koyu renkli idrar, halsizlik ve baş dönmesi vücudun susuz kaldığının işaretleri olabildiğini kaydeden Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Bu tür belirtiler yaşandığında iftar ile sahur arasında sıvı tüketimine daha fazla dikkat edilmesi gerekir. Gün içinde kaybedilen sıvının iftar ile sahur arasında düzenli şekilde yerine konması hem enerji seviyesinin korunmasına hem de metabolizmanın sağlıklı çalışmasına yardımcı olur' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/saglikli-oruc-icin-en-onemli-adim-bol-su-icmek</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/saglikli-oruc-icin-en-onemli-adim-bol-su-icmek.jpg" type="image/jpeg" length="27444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kolon kanserinden korunmak için 5-10 yılda bir kolonoskopi yapılmalı']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/kolon-kanserinden-korunmak-icin-5-10-yilda-bir-kolonoskopi-yapilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/kolon-kanserinden-korunmak-icin-5-10-yilda-bir-kolonoskopi-yapilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolan kanserinde tarama testlerinin hayat kurtarıcı olduğuna dikkat çeken Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu, 'Ortalama riskli bireylerde tarama genellikle 45-50 yaş arasında başlatılmalıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaitada gizli kan testi yılda bir yapılabilir. Sigmoidoskopi 3-5 yılda bir, kolonoskopi ise 5-10 yılda bir uygulanabilir. Aile öyküsü olan bireylerde ise tarama daha erken yaşta ve daha sık yapılmalıdır. Kolon kanseri büyük ölçüde önlenebilir ve erken tanı ile tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu yüzden tarama programlarına katılım büyük önem taşımaktadır' dedi.</p>

<p>Medical Park İstanbul Onkoloji Hastanesi'nden Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Engin Erdemoğlu, kolorektal kanserin (kolon kanseri) kalın bağırsak ve rektumda gelişen bir kanser türü olduğunu belirterek düzenli tarama testlerinin erken tanı açısından hayati önem taşıdığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Engin Erdemoğlu, kolon kanserinin sindirim sisteminin son bölümünü oluşturan kalın bağırsak ve rektumdan kaynaklandığını belirterek 'Kolon kanseri; kalın bağırsak yani kolon ve kalın bağırsağın son 15-20 santimetrelik bölümü olan rektumdan gelişen kanserleri ifade eder. Bu kanserlerin büyük bölümü başlangıçta polip adı verilen iyi huylu oluşumlardan gelişir. Zaman içinde bazı polipler kansere dönüşebilir' diye konuştu.</p>

<p>'50 YAŞ SONRASI RİSK ARTIYOR'</p>

<p>Kolon kanseri riskinin yaşla birlikte arttığını aktaran Uzm. Erdemoğlu, 'Kolorektal kanser (kolon kanseri) riski özellikle 50 yaş sonrasında belirgin şekilde artar. Ancak son yıllarda daha genç yaş gruplarında da artış gözlenmektedir. Aile öyküsü de önemli bir risk faktörüdür. Birinci derece akrabasında kolorektal kanser bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Ayrıca inflamatuvar bağırsak hastalığı olanlar ve bazı genetik sendrom taşıyıcılarında da risk artmaktadır' ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Erdemoğlu, hastalığın erkeklerde kadınlara göre biraz daha sık görüldüğünü ancak her iki cinsiyet için de önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.</p>

<p>'YAŞAM TARZI DA RİSKİ ETKİLİYOR'</p>

<p>Kolon kanseri gelişiminde yaşam tarzının da önemli rol oynadığını ifade eden Uzm. Dr. Erdemoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>'Obezite, hareketsiz yaşam, kırmızı ve işlenmiş etten zengin beslenme, liften fakir diyet, sigara ve aşırı alkol tüketimi ile tip 2 diyabet kolon kanseri açısından önemli risk faktörleri arasında yer alır. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları riskin azaltılmasına yardımcı olabilir. Dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite önemlidir.'</p>

<p>'BU BELİRTİLER DİKKATE ALINMALI'</p>

<p>Kolon kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermeyebileceğini dile getiren Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, ishal veya kabızlık, dışkı çapında incelme, dışkıda kan görülmesi, nedeni açıklanamayan kansızlık, karın ağrısı, şişkinlik ve açıklanamayan kilo kaybı kolon kanseri açısından uyarıcı belirtiler olabilir. Bu belirtiler her zaman kanser anlamına gelmeyebilir. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde mutlaka değerlendirilmelidir' dedi.</p>

<p>'DIŞKIDA KAN GÖRÜLMESİ CİDDİYE ALINMALI'</p>

<p>Dışkıda kan görülmesinin önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Dışkıda kan her zaman ciddiye alınmalıdır. Özellikle 40-50 yaş üzerindeki bireylerde eşlik eden kansızlık, kilo kaybı veya bağırsak alışkanlığında değişiklik varsa mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır. Hemoroit gibi iyi huylu hastalıklar da kanamaya neden olabilir. Ancak 'nasıl olsa hemoroittir' düşüncesiyle değerlendirme geciktirilmemelidir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'TARAMA TESTLERİ ERKEN TANI SAĞLIYOR'</p>

<p>Kolon kanserinde tarama testlerinin hayat kurtarıcı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Ortalama riskli bireylerde tarama genellikle 45-50 yaş arasında başlatılmalıdır. Gaitada gizli kan testi yılda bir yapılabilir. Sigmoidoskopi 3-5 yılda bir, kolonoskopi ise 5-10 yılda bir uygulanabilir. Aile öyküsü olan bireylerde tarama daha erken yaşta ve daha sık yapılmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'KOLONOSKOPİDEN KORKULMAMALI'</p>

<p>Kolonoskopi işleminin güvenli bir yöntem olduğunu belirten Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Kolonoskopi kalın bağırsağın esnek ve ışıklı bir kamera sistemi ile incelenmesidir. İşlem genellikle sedasyon altında yapılır ve hasta ağrı hissetmez. Ortalama 20-30 dakika sürerö dedi. İşlem sırasında tespit edilen polipler aynı seansta çıkarılabilmektedir. Bu sayede hem tanı hem de tedavi sağlanmış olur' dedi.</p>

<p>'SAĞLIKLI YAŞAM ÖNEMLİ'</p>

<p>Kolon kanserinden korunmak için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemli olduğunu dikkat çeken Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Liften zengin beslenmek, sebze ve meyve tüketimini artırmak, kırmızı ve işlenmiş et tüketimini azaltmak, düzenli fiziksel aktivite yapmak ve sigara ile aşırı alkolden uzak durmak kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabilir' diye konuştu.</p>

<p>Uzm. Dr. Erdemoğlu, 'Kolon kanseri büyük ölçüde önlenebilir ve erken tanı ile tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu nedenle tarama programlarına katılım büyük önem taşımaktadır. Erken tanı hayat kurtarır' diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/kolon-kanserinden-korunmak-icin-5-10-yilda-bir-kolonoskopi-yapilmali</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/kolon-kanserinden-korunmak-icin-5-10-yilda-bir-kolonoskopi-yapilmali.jpg" type="image/jpeg" length="69963"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de yemeğiyle ünlü kentler, diyabet ve obezitede ilk sıralarda]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/turkiyede-yemegiyle-unlu-kentler-diyabet-ve-obezitede-ilk-siralarda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/turkiyede-yemegiyle-unlu-kentler-diyabet-ve-obezitede-ilk-siralarda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dicle Üniversitesi'nden Prof. Dr. Eşref Araç, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de diyabet ve obezite oranının en yüksek olduğu illerin başında Adana, Şanlıurfa ve Gaziantep gibi yemeğiyle ünlü kentlerin geldiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Araç, 'İlk 3 sıra bu illerimizde. Bunların niye bu kadar obez olduğunu herhalde söylemeye gerek yok. Çünkü bu illerde genelde gurmelik, yemek kültürünün biraz daha fazla olması söz konusu' dedi.</p>

<p>Dicle Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eşref Araç, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla DHA'ya değerlendirmede bulundu. Obezitenin Türkiye'de ve dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Prof. Dr. Araç, 'Obezite farkındalığının bizler için bu kadar önemli olmasının nedeni, şu anda sadece ülkemizde değil, tüm dünyada bir salgın gibi, yüzyılın en büyük problemi olmasıdır. Obezite şu anda bulaşıcı olmayan en önemli hastalık. Çünkü obezite kendi başına bir hastalık olmakla birlikte birçok hastalığın da öncülüğünü yapıyor. İleride diyabet olmanız, kolesterolünüzün yüksek olması, tansiyonunuzun yüksek olması, bel fıtığı, dizlerde problemler, psikolojik sıkıntılar, safra kesesi hastalıkları, kanserler gibi onlarca hatta yüzlerce hastalığın da öncülü olarak kabul edebilirsiniz. Yani obezseniz, bunlar daha sık görülecek hastalıklardır' dedi.</p>

<p>'AVRUPA'NIN EN OBEZ ÜLKESİYİZ'</p>

<p>Türkiye'nin obezite oranında Avrupa'da ilk sırada yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Araç, 'Bugün Türkiye'de bu niye çok önemli? Çünkü biliyoruz ki artık Türkiye maalesef bu konuda Avrupa birincisi. Ülkemiz geçmişte daha iyi durumdayken, şimdi hem gençlerde hem orta yaşlarda hem kadın hem de erkeklerde, şu anda Avrupa'nın en obez ülkesiyiz. Geçmişte diyabette de daha iyi durumdaydık ama obez ülkesi olmamız hasebiyle bu son 2 yıldır artık Avrupa'nın diyabette de birinci ülkesiyiz. Çünkü obezite eşittir diyabet. Obeziteniz varsa diyabetiniz, tip-2 diyabetiniz gelişecektir ve artacaktır. Bizim bölgeyi düşünecek olursak, Türkiye'de yapılan çalışmalarda en yüksek oranda diyabet ve obezitesi olan il Adana, ikinci sırada Şanlıurfa, üçüncü sırada Gaziantep. İlk 3 sıra bu illerimizde. Bu illeri sırasıyla Mersin, Konya, Kayseri, Malatya, Kahramanmaraş, Diyarbakır ve Hatay izliyor. Bunların niye bu kadar obez olduğunu herhalde söylemeye gerek yok. Çünkü bu illerde genelde gurmelik, yemek kültürünün biraz daha fazla olması söz konusu. Yemek kültürünün çok fazla gelişkin olduğu yerlerde maalesef bir de hareketlilik azaldığında bu durumları görebiliyoruz. Diyarbakır yine nispeten daha iyi bir durumda. 10'uncu sıralarda, Hatay'la aynı sıralarda yer alan bir ilimiz' diye konuştu.</p>

<p>'EKRAN BAĞIMLILIĞI OBEZİTENİN EN BÜYÜK PROBLEMLERİNDEN BİRİ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk ve ergenlerde obezite oranındaki artışa da dikkat çeken Prof. Dr. Araç, şöyle konuştu:</p>

<p>'Çok daha önemli olan yaşlar, 4-19. Yani aslında ergenlik ve çocukluk yaşlarında obezitenin gittikçe artmış olmasıdır. 1980 öncesinde bu oran yüzde 4'lerdeyken şu anda yüzde 20 civarında. Bu çocuklarda beklediğimiz bir şey değil. Çocuk ve ergenlerde olması, ileride obezitenin ve ona bağlı hastalıkların daha çok artacağını gösteriyor. Ve bu neredeyse 5 kattan fazla bir artış. Türkiye'de her 3 bireyden 1'i obez. Hatta hafif kiloları da sayarsak yüzde 75'e yakın bir kilo anomalisi olan bir toplum var. 2030 yılı öngörülerine baktığımızda da neredeyse Türkiye'de 44 ila 45 milyon obez hasta olacağını tahmin ediyoruz. Bu hem maddi hem manevi hem de sağlık yükü anlamında çok ciddi problemlere yol açacak bir sorundur. Sağlık Bakanlığımız da 2025-2028 obezite için bir hareket planı oluşturdu, hatta toplumun birçoğu merkezde, birçok yerde kilolarını ölçüp bunları kayıt altına aldı. Buna yönelik hem egzersiz hem beslenme hem diğer bakanlıklarla birlikte bir hareketlilik programı var. Bunun da iyi olacağını düşünüyoruz. Bir kişi eğer obezse ve diyabetikse, özellikle 6 kat daha fazla pankreas kanseri olma ihtimali yükseliyor ve bunlar ciddi kanserlerimizdir. Bu anlamda halkımızın farkındalığını artırmak gerekiyor ve şunu bilmemiz gerekiyor ki hareketsiz bir toplum obez olmaya mahkumdur. Obez olan bir toplum da hastalıklarla uğraşmaya mahkumdur. O yüzden hareketlerimizi artıracağız.' (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Diyarbakır</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/turkiyede-yemegiyle-unlu-kentler-diyabet-ve-obezitede-ilk-siralarda</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/turkiyede-yemegiyle-unlu-kentler-diyabet-ve-obezitede-ilk-siralarda.jpg" type="image/jpeg" length="40663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kolon kanseri 50 yaş altındaki bireyleri hedef alıyor']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/kolon-kanseri-50-yas-altindaki-bireyleri-hedef-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/kolon-kanseri-50-yas-altindaki-bireyleri-hedef-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolorektal kanserlerin erken tanı ve düzenli taramalarla büyük oranda önlenebileceğini ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cengizhan Yiğitler, 'Her iki cinste en sık görülen üçüncü kanser türü olan ve kanser kaynaklı ölümlerde ikinci sırada yer alan kolorektal kanserler, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde kanserden ölümlerde ilk sıraya yükselmiş durumda' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolorektal kanserlerin, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde kanser kaynaklı ölümlerde ilk sıraya yükseldiğini belirten, Medicana International İstanbul Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cengizhan Yiğitler, Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Kolonun, ince bağırsağın devamı olarak karın boşluğunu adeta bir çerçeve gibi çevreleyen ve rektum aracılığıyla makat bölgesine uzanan hayati bir organ olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yiğitler, bu yapının sindirim sürecinin son aşamasında görev aldığını söyledi. Vücudun ihtiyaç duyduğu suyun geri emilimini sağlayan ve atık maddelerin dışkı yoluyla uzaklaştırılmasında kritik rol oynayan kolonun; sıvı-elektrolit dengesinin korunmasına ve bağırsak florasının düzenlenmesine de katkıda bulunduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolon bölgesinde gelişen hücresel değişimlerin zamanla polip oluşumuna zemin hazırlayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Yiğitler, 'Başlangıçta iyi huylu olan bazı polipler tedavi edilmediği takdirde kansere dönüşebilen bir sürecin başlangıcı olabilir. Bu nedenle düzenli tarama programlarına katılım ve erken teşhis hayati önem taşır' dedi.</p>

<p>'POLİPLER ZAMANLA KANSERE DÖNÜŞEBİLİR'</p>

<p>Hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşan poliplerin zamanla kansere dönüşebileceğini ifade eden Prof. Dr. Yiğitler, erken tanının hayati önem taşıdığını belirtti. Başlangıçta iyi huylu olan poliplerin büyüyerek bağırsak duvarının daha derin tabakalarına ilerleyebileceğini belirten Prof. Dr. Yiğitler, 'Süreç ilerledikçe kanserli hücreler çevredeki lenf nodlarına, ileri evrelerde ise uzak organlara yayılım gösterebilir. Hastalığın evresi; tümörün bağırsak duvarına ne kadar yayıldığı, lenf nodu tutulumu ve uzak organ metastazlarının varlığına göre belirlenir. Tanı anındaki evre, uygulanacak tedavi planını ve hastanın sağkalım süresini doğrudan etkileyen en önemli kriterler arasında yer alır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'GENÇLERDE KOLOREKTAL KANSER ARTIŞTA'</p>

<p>Kolon kanserinin genellikle ileri yaş hastalığı olarak bilindiğini ve çoğunlukla 60'lı yaşlarda pik yaptığını belirten uzmanlar, son yıllarda genç yaş grubunda dikkat çekici bir artış yaşandığına dikkat çekiyor. Prof. Dr. Cengizhan Yiğitler, özellikle genç hastalarda hastalığın daha ileri evrede ve daha agresif seyirle ortaya çıkabildiğinin altını çizdi.</p>

<p>Prof. Dr. Yiğitler, 'Genç yaş grubunda görülen vakalarda tanı çoğu zaman gecikebiliyor. Hastalığın daha ileri evrede ve daha agresif özellikte seyretmesi sağkalım oranlarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle uluslararası kılavuzlarda kolonoskopi taramalarına başlama yaşı 45'e çekildi. Genç bireylerin de bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikleri ve olası belirtileri önemsemesi gerekiyor' dedi.</p>

<p>'KOLOREKTAL KANSER OLUŞMADAN ÖNLENEBİLİYOR'</p>

<p>Kolorektal kanserlerin erken dönemde tespit edilebilen ve hatta önlenebilen hastalıklar arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Yiğitler, düzenli taramaların hayati rol oynadığını belirterek, 'Kolonoskopi sırasında saptanan poliplerin çıkarılmasıyla kanser gelişimi büyük ölçüde engellenebiliyor. Uygun bağırsak hazırlığı sonrası gerçekleştirilen işlemde tespit edilen polipler aynı seansta alınabiliyor ve böylece kansere dönüşme riski ortadan kaldırılabiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Karın ağrısı, dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan görülmesi ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yiğitler, 'Uluslararası kılavuzlar doğrultusunda 45 yaşından itibaren iki yılda bir dışkıda gizli kan testi ve beş yılda bir kolonoskopi yapılması öneriliyor. Risk grubundaki bireylerde ise tarama aralıkları kişiye özel olarak planlanmalıdır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/kolon-kanseri-50-yas-altindaki-bireyleri-hedef-aliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/kolon-kanseri-50-yas-altindaki-bireyleri-hedef-aliyor.jpg" type="image/jpeg" length="62381"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Grip aşısı yüzde 50 oranında hastane başvuru ve hastane yatış oranını engelledi']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/grip-asisi-yuzde-50-oraninda-hastane-basvuru-ve-hastane-yatis-oranini-engelledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/grip-asisi-yuzde-50-oraninda-hastane-basvuru-ve-hastane-yatis-oranini-engelledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şenol Atakan, 'Grip ile influenzada, Dünya Sağlık Örgütü, hastalık kontrol merkezinin 2025 yılında çalışmasında grip aşısının yüzde 50 oranında hastane başvuru ve hastane yatış oranını engellediği tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu çok önemli bir olay. Sağlıkta olan yükü de çok ciddi azaltacak bir orandır' dedi.</p>

<p>Kentte hem kış şartları nedeniyle hem de sömestir tatili sonrası grip ve çeşitli virüs salgınlarında artış gözlendi. Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şenol Atakan, bu tip hastalıklarda grip aşasının önemli olduğunu belirtti. Dr. Atakan, 'Okullar açılınca biraz artış sağladı ama sevindirici olan ise grip ile influenzada, Dünya sağlık Örgütü, hastalık kontrol merkezinin 2025 yılında çalışmasında grip aşısının yüzde 50 oranında hastane başvuru ve hastane yatış oranını engellediği tespit edildi. Bu çok önemli bir olay. Sağlıkta olan yükü de çok ciddi azaltacak bir orandır. Çok ciddi bir bilimsel çalışma ve hekim arkadaşlarımızın çoğu da bunu gördü ve biliyor zaten. Vatandaşlarımızda bunu bilsin. Bir tek gripte değil, diğer aşılara da çok dikkat etmek lazım. Lütfen vatandaşlarımız aşılarla ilgili aile hekimlerine danışsınlar. Bunlarla ilgili toplumda bizi tehdit eden aşı reddi ya da aşı karşıtlığı diyelim, bu durumlara itibar etmesinler' diye konuştu.</p>

<p>'BİLİME NE KADAR UYARSAK O KADAR KAYBIMIZ AZALACAK'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Atakan, 'Ülkenin sağlık ekonomisi açısından bile bence çarpıcı bir oran bence. Bunun için aile hekimlerinden her yıl grip aşılarını 7'den 70'e yapabiliriz. Diğer aşılar bebeklik ve yetişkin aşılarını da bizlere danışıp tamamlasınlar. Grip ile zatürre aşılarını devletimiz karşılıyor. İlk dozunu yapıyoruz. İkinci gerekli bilgileri veriyoruz. Duyarlı vatandaşlarımız aşılarını yaptırıyor ve yararını görüyor. Bununla yaşamayı öğreneceğiz çünkü. Bir covid ile birlikte bu salgınların ne kadar önemli olduğu da anlaşıldı. Bilime ne kadar uyarsak o kadarda kaybımız azalacak' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/grip-asisi-yuzde-50-oraninda-hastane-basvuru-ve-hastane-yatis-oranini-engelledi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/03/agency/dha/grip-asisi-yuzde-50-oraninda-hastane-basvuru-ve-hastane-yatis-oranini-engelledi.jpg" type="image/jpeg" length="83517"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Su yerine tüketilen asitli içecekler böbrek sağlığına zarar veriyor']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/su-yerine-tuketilen-asitli-icecekler-bobrek-sagligina-zarar-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/su-yerine-tuketilen-asitli-icecekler-bobrek-sagligina-zarar-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayında uzun süreli susuzluğun, böbrek taşı şikayetlerinde artışa neden olabileceğini belirten Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cevper Ersöz, 'Yeterli sıvı tüketilmemesi idrarın koyulaşmasına ve kristal oluşumuna zemin hazırlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Asitli ve şekerli içecekler suyun yerine geçmiyor. İftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre su tüketilmesi gerekir. ' dedi</p>

<p>Ramazan ayında uzun saatler süren susuzluğu iftar sonrasında yanlış içeceklerle gidermeye çalışmak, böbrek sağlığına zarar veriyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cevper Ersöz, 'Ramazan ayında uzun saatler süren susuzluğu iftar sonrasında yanlış içeceklerle gidermeye çalışmak, böbrek sağlığına zarar veriyor. 'Çok sıvı alıyorum' düşüncesiyle su yerine tüketilen asitli içecekler, şekerli meyve suları ve aşırı çay-kahve, vücudun ihtiyaç duyduğu nemi sağlamadığı gibi böbrek taşı oluşumuna da davetiye çıkarıyor' dedi.</p>

<p>'ASİTLİ VE ŞEKERLİ İÇECEKLER SUYUN YERİNE GEÇMEZ'</p>

<p>Daha önce böbrek taşı ameliyatı geçirenler, ailesinde taş öyküsü bulunanlar ve daha önce taş düşüren hastaların risk grubunda olduğunu belirten Doç. Dr. Ersöz, 'Böbrek taşı öyküsü bulunan kişiler özellikle dikkatli olmalı. İftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre su tüketilmesi gerekir. Suyun zamana yayılarak içilmesi ramazanda büyük bir öneme sahip. Asitli ve şekerli içecekler suyun yerine geçmiyor. İşlenmiş, tuzlu ve aşırı proteinli gıdalardan da kaçınılması gerekiyor' dedi.</p>

<p>'LAZER ENERJİSİYLE TAŞ KIRMA İŞLEMLERİ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aktif taş hastalığı bulunan ya da yakın zamanda taş ameliyatı geçiren kişilerin oruç tutmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirten Doç. Dr. Ersöz, 'Bulantı ve kusmayla başlayan yan ağrısı, idrarda kanama ve ateş gibi şikayetler varsa vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalı ve ardından bir üroloji hekimi tarafından değerlendirilmelidir. Hastaların çoğunda küçük taşlar kendiliğinden düşebiliyor. Ancak 4 milimetreden büyük ve düşmeyen taşlarda müdahale gerekebiliyor. Bu tür durumlarda genellikle endoskopik yöntemleri tercih ediyoruz. İdrar kanalından doğal yollarla ulaşılarak lazer enerjisiyle taş kırma işlemleri uygulanabiliyor' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/su-yerine-tuketilen-asitli-icecekler-bobrek-sagligina-zarar-veriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/02/agency/dha/su-yerine-tuketilen-asitli-icecekler-bobrek-sagligina-zarar-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="76819"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: Ülkemizin 'Sağlıkta Dönüşüm Programı' tecrübelerini Kosovalı dostlarımızla paylaştık]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/bakan-memisoglu-ulkemizin-saglikta-donusum-programi-tecrubelerini-kosovali-dostlarimizla-paylastik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/bakan-memisoglu-ulkemizin-saglikta-donusum-programi-tecrubelerini-kosovali-dostlarimizla-paylastik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['Ülkemizin 'Sağlıkta Dönüşüm Programı' tecrübelerini ve 'Üreten Sağlık' vizyonumuzu Kosovalı dostlarımızla paylaştık' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık  Bakanı Kemal Memişoğlu, her yıl Kosova'da tedavisi mümkün olmayan 100 hastanın tedavisini Türkiye'de ücretsiz sağladıklarını belirterek, 'Ülkemizin 'Sağlıkta Dönüşüm Programı' tecrübelerini ve 'Üreten Sağlık' vizyonumuzu Kosovalı dostlarımızla paylaştık' dedi.</p>

<p>Ankara'da Kosova Büyükelçiliği tarafından 'Kosova Bağımsızlık Günü' resepsiyonu gerçekleştirildi. Bir otelde gerçekleştirilen resepsiyona katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin, 2008'de bağımsızlığını ilan eden Kosova'yı tanıyan ilk ülkelerden biri olduğunu söyledi. Her yıl Kosova'da tedavisi mümkün olmayan 100 hastanın tedavisini Türkiye'de ücretsiz sağladıklarını, bundan da memnuniyet duyduklarını belirten Bakan Memişoğlu, 'Son dönemdeki görüşmelerimizde ve sağlık temaslarımızda ülkemizin 'Sağlıkta Dönüşüm Programı' tecrübelerini ve 'Üreten Sağlık' vizyonumuzu Kosovalı dostlarımızla paylaştık' dedi.</p>

<p>'BİZLERİ BİRBİRİMİZE BAĞLAYAN KARDEŞLİK RUHU BULUNMAKTADIR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'nin, Kosova'nın uluslararası alanda hak ettiği konuma ulaşmasına yönelik desteğini kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Kemal Memişoğlu, 'Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler, yalnızca diplomatik bağlarla sınırlı değildir. Bizleri birbirimize bağlayan köklü bir tarih, ortak bir kültür ve derin bir kardeşlik ruhu bulunmaktadır' diye konuştu.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, Türkiye olarak, Kosova ile sadece sağlık alanında değil siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel birçok alanda kapsamlı ve geniş iş birliği yelpazesi oluşturduklarını da belirtti. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/bakan-memisoglu-ulkemizin-saglikta-donusum-programi-tecrubelerini-kosovali-dostlarimizla-paylastik</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 22:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/02/agency/dha/bakan-memisoglu-ulkemizin-saglikta-donusum-programi-tecrubelerini-kosovali-dostlarimizla-paylastik.jpg" type="image/jpeg" length="46781"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser hastası Zeynep'in tedavisini LÖSEV üstlendi]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/kanser-hastasi-zeynepin-tedavisini-losev-ustlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/kanser-hastasi-zeynepin-tedavisini-losev-ustlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da  2 yıl önce meme kanserine yakalanan Zeynep Elibol'un (33) tedavisini, Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV) üstlendi. Ailece büyük sevinç yaşadıklarını belirten Elibol, 'Tamamen umutsuzluğa düşmüştüm.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karamsarlık içerisindeydim. LÖSEV bizim evimize güneş gibi doğdu' dedi.</p>

<p>Zeynep Elibol'a 5'inci çocuğuna hamileyken 2024 yılında 4'üncü evre kanser teşhisi konuldu. Hamilelik sürecinde bazı tetkikleri yapılamadığı için geç teşhis konulan Elibol'un tedavisi, doğumun ardından başladı. Elibol, yaklaşık 1 yıl uygulanan kemoterapi ve akıllı ilaç tedavisinden sonuç alamadı. Bunun üzerine doktorlar tarafından 'trastuzumab deruxtecan' etken maddeli ilaç önerildi. Ancak 33 bin 547 TL olan ilacın SGK listesinde bulunmadığı belirtildi. Ardından Zeynep Elibol'un tedavisini LÖSEV üstlendi. Elibol, 'LÖSEV bizi aradı, 'Size güzel bir haberimiz var' dediler. Tedaviyi karşılayacaklarını söylediler. Çok mutlu oldum. Umudum kesilmişti, ne yapacağımı bilmiyordum' dedi.</p>

<p>'EVDE BAYRAM HAVASI OLDU'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>LÖSEV'den gelen telefonla ailece sevinç yaşadıklarını dile getiren Elibol, 'Eşim ve çocuklarımla birlikte sevinç çığlıkları attık. Tamamen umutsuzluğa düşmüştüm. Karamsarlık içerisindeydim. LÖSEV bizim evimize güneş gibi doğdu. Kimseyi eleştirmek istemiyorum ama benim gibi çok insan mağdur oluyor. Hastalıkla mücadele ederken bir yandan ilaç ve dava süreçleriyle uğraşıyoruz. Sadece benim değil, benim gibi birçok hastanın sesinin duyulmasını istiyoruz. Bugün LÖSEV tarafından karşılanan ilk ilacımı alacağım. Yeniden doğuşum diyebilirim. Umutların yeşerdiği bir gün. Bundan sonra her şeyin daha iyi olacağına inanıyorum. Başta Üstün Ezer hocam olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum' diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/kanser-hastasi-zeynepin-tedavisini-losev-ustlendi</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/02/agency/dha/kanser-hastasi-zeynepin-tedavisini-losev-ustlendi.jpg" type="image/jpeg" length="34562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı Ramazan öncesi kan şekerinizi dengeleyin]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/uzmanindan-uyari-ramazan-oncesi-kan-sekerinizi-dengeleyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/uzmanindan-uyari-ramazan-oncesi-kan-sekerinizi-dengeleyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Melis Bengisu Demirci, Ramazan'a aniden değişen bir beslenme düzeniyle girmenin zorlayıcı olabileceğini belirterek, 'Ramazan öncesinde dengeli ve yeterli beslenmeye özen göstermek, öğün düzenini kademeli şekilde gözden geçirmek ve kan şekeri dengesini destekleyen beslenme alışkanlıkları oluşturmak bu sürece uyumu kolaylaştırabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güven Çayyolu Tıp Merkezi'nden Uzman Diyetisyen Melis Bengisu Demirci, Ramazan öncesinde beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesinin önemine dikkat çekerek sağlıklı geçiş için uyarılarda bulundu. Beslenmede kalite ve dengeye dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Demirci, 'Ramazan öncesinde protein alımını optimize etmek; kas kütlesinin korunmasına, tokluk süresinin uzamasına ve kan şekeri dalgalanmalarının kontrolüne katkı sağlayabilir. Sebze, tam tahıl ve protein kaynaklarının dengeli olduğu öğünler tercih edilmeli. Gün içinde su tüketiminin artırılması Ramazan sürecine hazırlık açısından fayda sağlayacaktır. Su tüketimini artırmak, kafeinli içecekleri azaltmak ve öğün dengesine dikkat etmek bu dönemde önemli' diye konuştu.</p>

<p>'RAMAZAN ÖNCESİ ÖNERİLERİ SIRALADI'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan öncesinde hızlı kilo verme amacıyla yapılan düşük kalorili diyetlerin sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirten Demirci, 'Bu dönemde amaç kilo vermekten çok vücudu yeni beslenme düzenine hazırlamak olmalı. Düşük kalorili ve katı diyetlerden kaçınılması daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. ⁠Ramazan öncesi dengeli ve yeterli beslenmeye özen gösterin. ⁠Protein alımınızı optimize etmeye çalışın. Günlük su tüketiminizi artırın. Ağır, yağlı ve aşırı şekerli yiyecekleri sınırlayın. Sebze, tam tahıl ve protein dengesi olan öğünleri tercih edin. ⁠Ramazan öncesi düşük kalorili sert diyetlerden kaçının. Ramazan'a aniden değişen bir beslenme düzeniyle girmek zorlayıcı olabilir. Ramazan öncesinde dengeli ve yeterli beslenmeye özen göstermek, öğün düzenini kademeli şekilde gözden geçirmek ve kan şekeri dengesini destekleyen beslenme alışkanlıkları oluşturmak bu sürece uyumu kolaylaştırabilir. Bireysel sağlık durumuna göre beslenme planının uzman desteğiyle şekillendirilmesi en doğru yaklaşım olacaktır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/uzmanindan-uyari-ramazan-oncesi-kan-sekerinizi-dengeleyin</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/02/agency/dha/uzmanindan-uyari-ramazan-oncesi-kan-sekerinizi-dengeleyin.jpg" type="image/jpeg" length="35420"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['HPV aşısı sadece kadınları değil erkekleri de koruyor']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/hpv-asisi-sadece-kadinlari-degil-erkekleri-de-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/hpv-asisi-sadece-kadinlari-degil-erkekleri-de-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Günakan, 'HPV aşısı ile bazı ülkelerde rahim ağzı kanseri tamamen yok olma aşamasına geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>HPV aşısı ile sadece kadınlar değil erkeklerin de aşılanabildiğini ve erkeklerde görülen penis ve anüs kanserlerinin, siğillerin de azaltılabileceğini belirtmek toplumsal katılımı artıracaktır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Günakan, HPV aşısı ile rahim ağzı kanserlerinin yok olma noktasına gelen ülkelerin olduğunu söyledi. Doç. Dr. Günakan, 'Bugüne kadar 200'den fazla HPV tipi tanımlanmıştır. Bunların büyük kısmı vücut tarafından bağışıklık sistemiyle kendiliğinden temizlenir ve herhangi bir sağlık sorununa yol açmaz. Ancak bazı HPV tipleri rahim ağzı (serviks) hücrelerinde kalıcı enfeksiyon oluşturarak zaman içinde hücresel değişikliklere ve tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine neden olabilir. Rahim ağzı kanserinin erken teşhisinde tarama çok etkilidir ki her iki tarama yöntemi de keşfedildiğinde Nobel sağlık ödülü almıştır. Her iki tarama testi de rahim ağzından alınan sürüntüler ile yapılmaktadır. Pap smear testi alınan örnekteki hücrelerdeki anormal hücre olup olmadığını değerlendirdiğimiz mikroskobik tekniğe dayalı yöntemdir. HPV tarama testi ise bu sürüntüde HPV virüsü bulunup bulunmadığını gösterir. Rahim ağzı kanserlerinin yüzde 95'ten fazlasında HPV virüsü izole edilmiştir. Bu nedenle şu anda daha önde olan tarama yöntemi budur. Pap smear testi sonucu normal olduğunda senelik olarak uygulanırken, HPV testi 3 senede bir, her ikisi beraber uygulanırsa (ko-test) 5 senede bir uygulanabilir. Pozitif sonuçlar çıkması durumunda ek ileri tetkikler yapılması gerekebilir' diye konuştu.</p>

<p>'PENİS VE ANÜS KANSERLERİNDE ETKİLİ'</p>

<p>Güncel aşılamada 9'lu aşı 15 yaş altı 2 doz, 15 yaş üzerinde 3 doz olarak önerildiğini belirten Doç. Dr. Emre Günakan cinsiyet ve yaş bazında aşılanmanın önemine ilişkin şunları söyledi:</p>

<p>'En önemli mesajımız aşılanmadır. Bu yolla Avustralya gibi bazı ülkelerde rahim ağzı kanseri yok olma aşamasına gelmiştir. Ülkemiz gibi HPV aşısının henüz rutin politikaya girmediği ülkeler için de tarama testlerini ve jinekolojik kontrolleri düzenli yaptırmayı mutlaka öneriyoruz. Toplumsal farkındalık ve hareket bu kanserlerin yok edilmesinde kritik önemdedir. Çocukluk çağından itibaren aşılamanın planlanması, yine bu dönemde okul eğitimlerinin planlanması, dernekler ve devlet eliyle yapılan bilgilendirme kampanyaları süreci kolaylaştıracaktır. Bunun yanında sadece kadınların değil erkeklerin de aşılanabildiğini ve erkeklerde görülen penis ve anüs kanserlerinin, siğillerin de azaltılabileceğini belirtmek toplumsal katılımı artıracaktır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/hpv-asisi-sadece-kadinlari-degil-erkekleri-de-koruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/01/agency/dha/hpv-asisi-sadece-kadinlari-degil-erkekleri-de-koruyor.jpg" type="image/jpeg" length="31727"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[11 yaşındaki Bekir, adını taşıdığı dedesinin böbreği ile yaşama sarıldı]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/11-yasindaki-bekir-adini-tasidigi-dedesinin-bobregi-ile-yasama-sarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/11-yasindaki-bekir-adini-tasidigi-dedesinin-bobregi-ile-yasama-sarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz  Üniversitesi Hastanesi'nde (AÜ) Bekir Yatkın (63), kronik böbrek yetmezliği tanısı konulan adını verdiği torunu Bekir'e (11), şimdi de böbreğini verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küçük Bekir dedesinin kendisini ne kadar çok sevdiğini bir kez daha anladığını belirtirken, dede Yatkın ise 'Benim böbreğimle uzun yıllar yaşayacak. Torunuma, 'Emanet gibi değil, kendi böbreğin gibi koruyacaksın' dedim' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Denizli'de yaşayan 5'inci sınıf öğrencisi Bekir Yatkın'a, 2023 yılında kronik böbrek yetmezliği tanısı konuldu. Bekir'in Pamukkale Üniversitesi'nde tedavi süreci devam ederken, diyaliz aşamasına gelmeden nakil yapılmasına karar verildi. Dede Bekir Yatkın, doku uyumunun sağlanmasıyla böbreğini torununa vermek istedi. Yatkın ailesi yaptıkları araştırmanın ardından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne geldi. Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi'nde organ nakli sorumlu cerrahı Prof. Dr. İsmail Demiryılmaz ve ekibi tarafından yapılan operasyonda, dedenin böbreği torun Bekir'e nakledildi.</p>

<p>'DEDEM BÖBREĞİNİ VERMEK İÇİN GÖNÜLLÜ OLDU'</p>

<p>2023 yılında rahatsızlığının başladığını belirten torun Bekir Yatkın, '2023 yılında ateşim yükselmişti, babam beni hastaneye götürdü. Hastanede birkaç kez kan aldılar. Daha sonra Pamukkale Üniversitesi'ne gitmemizi söylediler. Oraya gittiğimizde kronik böbrek yetmezliği hastası olduğumu öğrendik. Hastaneye yatırıldım, taburcu olduktan sonra kontrollerim devam etti. Daha sonra böbrek nakli için uygunluk araştırıldı. 'Böbrek verebilecek yakınlarınız var mı' dediler. Babamla dedem testlere girdi. İkisi de gönüllüydü ama dedem, 'Böbreği ben vereceğim' dedi. Biz de nakil için Akdeniz Üniversitesi'ni tercih ettik. Buraya geldiğimizde işlemler çok hızlı ilerledi. Yaklaşık 1 hafta içinde tüm tetkikler tamamlandı ve nakil gerçekleşti. Şu an kendimi iyi hissediyorum' dedi.</p>

<p>'DEDEMİN BENİ NE KADAR ÇOK SEVDİĞİNİ İÇTEN HİSSETTİM'</p>

<p>Dedesinin böbreğine gözü gibi bakacağını söyleyen Bekir Yatkın, 'Dedemin beni ne kadar çok sevdiğini içten hissettim. Ben de dedemi çok seviyordum. Onun verdiği böbreğe çok iyi bakacağım. Yıllar boyunca taşıyacağım ve bunu hiç unutmayacağım. Ben ailenin son erkek torunuyum. Babam, dedemin adını yaşatmak için bana Bekir adını koymuş. Bu yüzden ikimizin de adı ve soyadı aynı. Ben önce dedemin adını aldım, sonra bana böbreğini verdi. Bu yüzden kendimi çok şanslı ve mutlu hissediyorum' diye konuştu.</p>

<p>'ÖMÜRLÜK BİR HEDİYE OLDU'</p>

<p>Torunu ile birlikte nakil sürecini anlatan Bekir Yatkın ise, 'Torunum Bekir henüz çok küçüktü. Bir ateş yükselmesiyle hastaneye götürdüler. Orada böbrek yetmezliği olduğunu öğrendik. Üç yıl boyunca tedavi gördü. Daha sonra nakil için başvuruda bulunduk. 'Benim böbreğim uyarsa, torunuma veririm' dedim. Çok şükür, uyum sağlandı ve böbreğimi torunuma verdim. Bu hem duygusal hem de ömürlük bir hediye oldu benim için. Uyuşmamıza çok sevindim. Önce babası sonra halası böbreğini vermek istedi ama 'Siz durun, ben vereceğim' dedim' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'KENDİ BÖBREĞİN GİBİ KORUYACAKSIN'</p>

<p>Torununa ömrü boyunca unutamayacağı bir hediye verdiğini ifade eden Yatkın, 'Torunlarımın hepsini çok severim ama Bekir hep biraz daha farklıydı. Yaşı küçük olduğu için de ayrı bir düşkünlüğüm vardı. Kimsenin böyle bir nakil için korkmaması lazım. Benim böbreğimle belki uzun yıllar yaşayacak. Komşular soruyordu, 'Hiç çekinmeden böbreğini mi verdin' diye. Çekinecek hiçbir şey yok. Her şey torunum için. Ben taburcu olacağım, ikimizin de sağlık durumu gayet iyi. Torunuma da söyledim, 'Sana verdiğim böbreğe gözün gibi bakacaksın. Emanet gibi değil, kendi böbreğin gibi koruyacaksın' dedim' dedi.</p>

<p>'İSİMLERİN BİRE BİR AYNI OLMASI NEDENİYLE TİTİZ DAVRANDIK'</p>

<p>Prof. Dr. İsmail Demiryılmaz ise şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Küçük Bekir'e 2023 yılında böbrek yetmezliği tanısı konmuş. Diyaliz aşamasına gelmeden böbrek naklinin daha uygun olacağına karar verilmiş. Diyaliz almadan yapılan böbrek nakilleri, hastanın daha hızlı toparlanması açısından avantajlı oluyor. Sağ olsun dedesi, hem torununa hem de ismini yaşattığı Bekir'e böbreğini verdi. İsimlerinin ve soy isimlerinin aynı olması bizim için de ilginç ve biraz zorlayıcı tesadüf oldu. Hasta kayıtlarında, tetkiklerde ve barkod sisteminde isimlerin bire bir aynı olması nedeniyle çok daha titiz davrandık. Bizim için de heyecanlı bir süreçti. Ameliyatlar çok başarılı geçti, hiçbir problem yaşanmadı.'</p>

<p>'ORGANLARIN YÜZDE 80'İ TOPRAĞA GİDİYOR'</p>

<p>Yaş sınırı fark etmeksizin nakil yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Demiryılmaz, 'Bugün 63 yaşında hatta daha ileri yaşlarda sağlıklı donörlerden böbrek alabiliyoruz. Canlı donörle nakil yapmak aslında çok arzu ettiğimiz bir durum değil, bu bir zorunluluk. Keşke daha çok kadavradan, yani beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden organ alabilsek. Hayatını kaybetmiş bir insanın artık işlevi olmayan organlarıyla başka hayatlara umut verebilmesi en ideal olanıdır. Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre, bildirilen beyin ölümlerinin yalnızca yüzde 18-20'si organ bağışına dönüşüyor. Yani uygun olduğu halde organların yüzde 80'i toprağa gidiyor' diye konuştu. (DHA)</p>

<p>OTOĞRAFLI</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/11-yasindaki-bekir-adini-tasidigi-dedesinin-bobregi-ile-yasama-sarildi</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Jan 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/01/agency/dha/11-yasindaki-bekir-adini-tasidigi-dedesinin-bobregi-ile-yasama-sarildi.jpg" type="image/jpeg" length="32341"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bolu'da depreme dayanıksız olduğu belirlenen 2 hastane için yıkım kararı]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/boluda-depreme-dayaniksiz-oldugu-belirlenen-2-hastane-icin-yikim-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/boluda-depreme-dayaniksiz-oldugu-belirlenen-2-hastane-icin-yikim-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu'da yapılan testlerde depreme dayanıksız olduğu tespit edilen İzzet Baysal Devlet Hastanesi Merkez Ünitesi ile İzzet Baysal Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'nin yıkılmasına karar verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her iki hastanedeki birimler, geriye kalan tek devlet hastanesi olan İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi'nde hizmet verecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bolu'da Tabaklar Mahallesi'nde hizmet veren ve 1998 yılında hizmete giren İzzet Baysal Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ile Yaşamkent Mahallesi'nde bulunan, 1993 yılında hasta alımına başlayan İzzet Baysal Devlet Hastanesi Merkez Ünitesi binalarının yapılan testlerde depreme dayanıksız olduğu tespit edildi. İki hastane binasının depreme dayanıklı olmadığının belirlenmesinin ardından boşaltılmasına ve yıkılmasına karar verildi. İki hastanedeki tüm birimler Sağlık Mahallesi'nde bulunan İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi'nde hizmet vermeye başlayacak. Böylece kentteki 3 devlet hastanesi sayısı 1'e düşecek. Hastanelerin taşınma işlemleri ve personelin görevlendirilmeleri ile ilgili çalışmaların devam ettiği öğrenildi. 70 yataklı İzzet Baysal Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ile 79 yatak kapasiteli İzzet Baysal Devlet Hastanesi Merkez Ünitesi'nin kapatılmasının ardından 3 devlet hastanesinde toplamda 375 olan yatak kapasitesi 226'ya düşecek.</p>

<p>Bolu Valiliği'nden yapılan açıklamada, 'İlimizde sağlık hizmetlerinin güvenli ve etkin bir şekilde sunulmasını sağlamak amacıyla; ilgili kurum ve uzmanlar tarafından sağlık tesislerine yönelik yapısal analizler, risk değerlendirmeleri ve hizmet performans incelemeleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan teknik çalışmalarda bazı hastane binalarımızın mevcut fiziki durumları ile hizmet sunum kapasiteleri birlikte değerlendirilmiş olup bu değerlendirmeler neticesinde hasta ve personel güvenliğini önceleyen, sağlık hizmetlerinin daha güçlü bir altyapı ile sürdürülmesini hedefleyen bir planlama çerçevesinde İzzet Baysal Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet veren bazı sağlık birimlerimizin birleştirilmesine yönelik karar alınmıştır. Söz konusu karar; kısa vadeli çözümlerden ziyade, uzun vadede ilimizde sağlık hizmetlerinin daha nitelikli, erişilebilir ve dayanıklı bir yapıya kavuşturulmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda; İzzet Baysal Devlet Hastanesi Merkez Ünitesi ile Kadın Doğum ve Çocuk Ünitesi'nde sunulmakta olan sağlık hizmetleri başta İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi olmak üzere İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı diğer birimlerde verilmeye devam edilecektir. Bu süreçte; sağlık hizmetleri herhangi bir aksaklığa mahal verilmeden, planlı şekilde yürütülecek olup, vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimi kesintisiz olarak devam edecektir' denildi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/boluda-depreme-dayaniksiz-oldugu-belirlenen-2-hastane-icin-yikim-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/01/agency/dha/boluda-depreme-dayaniksiz-oldugu-belirlenen-2-hastane-icin-yikim-karari.jpg" type="image/jpeg" length="67058"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukları Down sendromlu doğan ailenin ara buluculukta 700 bin TL talebi reddedilen davada, 77 milyon TL tazminat kararı]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/cocuklari-down-sendromlu-dogan-ailenin-ara-buluculukta-700-bin-tl-talebi-reddedilen-davada-77-milyon-tl-tazminat-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/cocuklari-down-sendromlu-dogan-ailenin-ara-buluculukta-700-bin-tl-talebi-reddedilen-davada-77-milyon-tl-tazminat-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde Down sendromlu doğan M.K.'nin ailesi, gebelik sürecinde gerekli tarama ve tanı testlerinin önerilmediği ve riskler hakkında bilgilendirilmedikleri iddiasıyla hekim ve özel hastane hakkında şikayetçi oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ailenin, ara buluculukta talep ettiği 700 bin TL'nin reddedilmesinin ardından açılan davada mahkeme, faizi ve masraflarıyla birlikte 77 milyon lira tazminata hükmetti.</p>

<p>Ergani ilçesinde 3 Temmuz 2021'de Down sendromlu olarak dünyaya gelen M.K. isimli kız çocuğunun ailesi, gebelik sürecinde gerekli tarama ve tanı testlerinin önerilmediği ve riskler hakkında bilgilendirilmedikleri iddiasıyla hekim ve özel hastaneden şikayetçi oldu. Aile, ara buluculuk sisteminde talep ettiği 700 bin TL'yi ödemeyi kabul etmeyen hastane yönetimi hakkında 'vekalet ilişkisinden doğan maddi ve manevi tazminat' davası açtı. Ergani 1'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davanın karar duruşmasında mahkeme, bilirkişi raporları ve Adli Tıp Kurumu değerlendirmeleri doğrultusunda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğine dair dosyada yeterli belge bulunmadığını belirterek 43 milyon 783 bin TL maddi tazminat ve 225 bin TL manevi tazminata hükmetti. Aileye ödenecek tutarın, 2021 yılından bu yana işlenecek faiz ve masraflarıyla birlikte yaklaşık 77 milyon lira olduğu belirtildi. Kararda, istinaf yolunun da açık olduğu ifade edildi. Gerekçeli kararda ise Down sendromu riskine ilişkin testler, bu testlerin sonuçları ve olası seçenekler konusunda ailenin yeterince bilgilendirilmediği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KRİTİK HAFTALARDA TARAMA TESTİ ÖNERİLMEDİ</p>

<p>Ailenin avukatı Ferhat Yiğit, müvekkiline gebeliği sürecinde tarama testlerinin önerilmediğini ifade ederek, 'Müvekkil anne ve baba, kızlarının doğumunun hemen bir gün sonrasında yanıma geldiler. Çocuklarını sağlıklı beklerken, Down sendromlu olduklarını söylediler. Bu hususun gebelik testleri sürecinde, gebelik muayeneleri sürecinde kendilerine bildirilmediğini, haliyle doğum itibarıyla çocuklarının Down sendromlu olduğunu öğrendiklerini, sorumlulardan şikayetçi olmak istediklerini tarafıma bildirdiler. Biz de hukuksal süreci başlattık. Müvekkilim düzenli olarak özel hastanede muayenelerini yapmış. Gebeliklerde 11 ve 14'üncü haftalar kritik evreleri olarak geçmektedir. 11 ve 14'üncü haftalarda müvekkile hiçbir şekilde tarama testi önerilmemiş. Buna ilişkin zaten epikriz raporları vardı. Biz de dosyaya ibraz ettik. Bu şekilde davamızı açtık. Müvekkilin sağlıklı bir kız çocuğuna sahip olduğunu kendilerine söylemişler. Müvekkil de doğum esasında öğrenince bu şekilde dava açmaya karar verdi' dedi.</p>

<p>ARA BULUCULUKTA ANLAŞMA SAĞLANAMADI</p>

<p>Dosyanın gönderildiği ara buluculuk sürecinde davalı taraftan talep edilen 700 bin TL'nin reddedildiğini belirten Yiğit, '2021'in 10'uncu ayında biz ara buluculukla süreci başlattık. Hatta kendilerine ilk etapta 700 bin TL civarında bir teklifle gitmiştik. Kendileri kabul etmedi. Daha sonrasında davayı açtık. Şu an kız çocuğumuz 5 yaşında. 4 seneden fazla sürdü duruşmalarımız. Birden fazla kez dosya, Adli Tıp Kurumu'na gitti. Bizim davaya açtığımız belgelerle, davalıların dosyaya daha sonra ibraz ettiği belgeler arasında bir çelişki mevcut olmuştu. Mahkeme de bu belgeleri daha sonrasında kendisi değerlendirdi. Hastanenin imzalı evrak sunmadığını, aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiğine kanaat getirdi. Bu şekilde maddi ve manevi tazminat istemlerimizi kabul ederek karar verdi. Maddi tazminat boyutunda sürekli iş görmezlik ve bakıcı giderleri olmak üzere 43 milyon TL civarında bir maddi tazminata hükmedildi. 26 milyon TL bu işlemiş faizi oluyor. Bunun dışında da 225 bin TL de manevi tazminata hükmetti. Toplam icraya verildiği üzere kararın masraflarla birlikte yaklaşık 77 milyon TL civarı bir hesabı çıktı' diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/cocuklari-down-sendromlu-dogan-ailenin-ara-buluculukta-700-bin-tl-talebi-reddedilen-davada-77-milyon-tl-tazminat-karari</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/01/agency/dha/cocuklari-down-sendromlu-dogan-ailenin-ara-buluculukta-700-bin-tl-talebi-reddedilen-davada-77-milyon-tl-tazminat-karari.jpg" type="image/jpeg" length="81391"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kars'ta ekipler, 15 aylık Berçemsu bebek için seferber oldu]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/karsta-ekipler-15-aylik-bercemsu-bebek-icin-seferber-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/karsta-ekipler-15-aylik-bercemsu-bebek-icin-seferber-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kars'ta kar ve tipi nedeniyle yolu kapanan köyde yüksek ateş şikayeti görülen 15 aylık Berçemsu Balk, ekiplerin saatler süren zorlu çalışmasıyla hastaneye ulaştırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kars genelinde 2 gündür aralıklarla etkili olan kar yağışı ve yoğun tipi, hayatı durma noktasına getirdi, çok sayıda köy yolu ulaşıma kapandı. Digor ilçesine bağlı Gülhayran köyünde Balk ailesinin 15 aylık bebekleri Berçemsu'nun ateşi aniden yükseldi. Kendi imkanlarıyla hastaneye gitmeye çalışan aile, köy yolunun yoğun kar ve tipi nedeniyle kapalı olması üzerine durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.</p>

<p>AMBULANS KARA SAPLANDI</p>

<p>Bölgeye sevk edilen sağlık ekipleri, tipi nedeniyle görüş mesafesinin düştüğü yolda ilerlemekte güçlük çekti. Ambulansın karla kaplı yolda mahsur kalması üzerine devreye İl Özel İdaresi karla mücadele ekipleri girdi. İş makineleriyle kar savurma ve yol açma çalışması başlatan ekipler, metrelerce karı devirerek sağlık görevlilerine yol açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tipi nedeniyle açılan yolun kısa sürede tekrar kapanması üzerine, İl Özel İdaresi ekipleri ambulansa yol boyunca eşlik etti. Adeta bir yaşam koridorunun oluşturulduğu operasyonun sonunda köye ulaşan sağlık ekipleri, Berçemsu'ya ilk müdahaleyi evinde yaptı. Ardından ambulansla Digor Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Berçemsu bebeğin tedaviye alındığı ve sağlık durumunun iyiye gittiği belirtildi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/karsta-ekipler-15-aylik-bercemsu-bebek-icin-seferber-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/01/agency/dha/karsta-ekipler-15-aylik-bercemsu-bebek-icin-seferber-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="77427"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Çocuğunuzun ateşi var diye hemen ilaca sarılmayın']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/cocugunuzun-atesi-var-diye-hemen-ilaca-sarilmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/cocugunuzun-atesi-var-diye-hemen-ilaca-sarilmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklardaki ateşin çoğunlukla virüs kaynaklı olduğunu ve antibiyotiğin işe yaramadığını söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Coşkun Saf, 'Kış aylarında kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması, çocuklarda enfeksiyon riskini de beraberinde getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ateşlenen çocuğu için endişelenen ailelerin yaptığı en büyük hata ise hemen antibiyotiğe sarılmak. Bakteriyel bir durum kanıtlanmadan kullanılan her antibiyotik, çocuğunuzun gelecekteki sağlığından çalar' diyerek, tedavide asıl kriterin ateşin derecesi değil, çocuğun genel durumu olduğunun altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukluk çağında sıkça karşılaşılan ateşin, sadece çocuğun bedenini değil, ailelerin evhamını da yükselttiğini belirten Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Coşkun Saf, 'Çocukluk çağında sıkça karşılaşılan ateş, sadece çocuğun bedenini değil, ailelerin evhamını da yükseltiyor. Ateşin derecesinden hastaneye gidiş süresine, antibiyotik kararından evde bakıma kadar yaşanan kararsızlıklar süreci daha da zorlaştırabiliyor' dedi.</p>

<p>'38 DERECENİN ÜZERİ ATEŞ KABUL EDİLİYOR'</p>

<p>Ateşin tanımının ölçüm yerine göre değişebileceğini belirten Dr. Saf, 'Vücut ölçüm yerine göre değişmekle birlikte, çocuklarda kabaca 38 derecenin üzerini ateş olarak değerlendiriyoruz. Ailelerin en çok sorduğu sorulardan biri ise ateş ölçüm yöntemi oluyor. Merkezi vücut ısısını en doğru gösteren ölçümler rektal ya da ağızdan yapılan ölçümlerdir. Ancak pratikte zor olduğu için daha çok koltuk altı, cilt ya da kulaktan ölçümleri tercih ediyoruz. 5-6 ayın altındaki bebeklerde kulaktan ölçüm uygun olmayabilir, bu yaş grubunda koltuk altı ölçümü tercih edilmelidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'ATEŞTEN ÇOK ÇOCUĞUN GENEL DURUMU ÖNEMLİ'</p>

<p>Ateşin derecesinden ziyade çocuğun genel durumunun belirleyici olduğunu vurgulayan Dr. Coşkun Saf, 'Çocuğun yeme içmesinde bir sorun yoksa, sıvı alabiliyorsa, oyun oynuyor, göz teması kuruyor ve sosyal tepkileri normalse ateşe bir dereceye kadar müsaade edilebilir. Her ateşi mutlaka sıfırlamak ya da hemen düşürmek doğru değildir. Çünkü belli derecede ateşin bağışıklık sistemi üzerine olumlu etkileri olduğunu biliyoruz. Özellikle 3 ayın altındaki bebeklerde ateş daha ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden çocuk hekimi tarafından değerlendirilmelidir. Bunun dışında ateş 3 günü aşarsa, şiddetli kusma, döküntü, solunum sıkıntısı ya da havale gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka hastaneye başvurulmalıdır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/cocugunuzun-atesi-var-diye-hemen-ilaca-sarilmayin</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/01/agency/dha/cocugunuzun-atesi-var-diye-hemen-ilaca-sarilmayin.jpg" type="image/jpeg" length="68584"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['15 yaş altına sosyal medya yasağı, siber zorbalığı önler']]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-siber-zorbaligi-onler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-siber-zorbaligi-onler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de  15 yaş altı bireylerin sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemelerin, çocukların ruhsal ve bilişsel gelişimi açısından koruyucu etki sağlayabileceği söyleyen Uzman Klinik Psikolog Ayşe Sena Sarıdoğan Öztürk, '15 yaş altı için sosyal medya kullanım yasağı, siber zorbalığa karşı koruma sağlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çünkü 10-14 yaş grubu, siber zorbalığa karşı daha savunmasızdır. Bu dönemde çocuklar 'Ben kimim?' sorusuna yanıt arar ve akran onayına daha fazla ihtiyaç duyar. Sosyal medyada anonim kullanım, empati duygusunu zayıflatırken sorumluluk algısını da azaltabilir' dedi.</p>

<p>Son günlerde gündemde olan ve yakında meclise gelmesi planlanan 15 yaş altı bireyler için sosyal medya kullanım yasağı, sosyal ağ sağlayıcılarına, 15 yaşından küçük çocuklara hiçbir şekilde hizmet sunmama ve hesap açmama yükümlülüğü getirilmesini, çocuklar zararlı içeriklere maruz kalmadan etkili filtreleme sistemlerinin kurulması gibi düzenlemeler getiriyor. Peki psikolojik açıdan bu yaştaki çocukların sosyal medyadaki zararlı içeriklerden korunması neden önemli? Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstinye Üniversitesi Medical Park Gaziosmanpaşa'dan Uzman Klinik Psikolog Ayşe Sena Sarıdoğan Öztürk, doğru rehberlik ve denetimle desteklendiği takdirde, kısıtlama ve ebeveyn denetimi içeren düzenlemelerin sağlıklı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>'SOSYAL MEDYA DOPAMİN SİSTEMİNİ YOĞUN ŞEKİLDE UYARIYOR'</p>

<p>15 yaş altındaki çocuklarda beyin gelişiminin halen devam ettiğini vurgulayan Uzm. Klnk. Psk. Öztürk, sosyal medyanın özellikle dopamin sistemi üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğunu belirterek, 'Dopamin sistemi; motivasyon, ödül, öğrenme ve hazla ilişkili sinir ağlarını kapsar. Sosyal medyanın bu sistemi yoğun biçimde uyarması, erken yaş grubunda dikkat dağınıklığı ve bağımlılık riskini artırabilir' diye konuştu.</p>

<p>'İDEALİZE EDİLMİŞ HAYATLAR KAYGIYI ARTIRABİLİYOR'</p>

<p>Sosyal medyada sürekli kusursuz ve idealize edilmiş yaşamların izlenmesinin çocuklar üzerinde psikolojik baskı oluşturabileceğini ifade eden Uzm. Klnk. Psk. Öztürk, 'Bu içerikler, çocuklarda kaygı, özgüven eksikliği, depresif duygu durum ve hayattan keyif alamama gibi sorunlara yol açabilir. Sosyal medya kullanımının sınırlandırılması, bu risklerin azalmasına katkı sağlayabilir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'SİBER ZORBALIK İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DÖNEM'</p>

<p>10-14 yaş aralığının kimlik gelişimi açısından en hassas dönemlerden biri olduğuna dikkat çeken Uzm. Klnk. Psk. Öztürk, '15 yaş altı için sosyal medya kullanım yasağı siber zorbalıktan koruma sağlar. Çünkü 10-14 yaş arası siber zorbalığa en açık dönemlerden biridir. Bu yaş grubu siber zorbalığa karşı daha savunmasızdır. Bu dönemde çocuklar 'Ben kimim?' sorusuna yanıt arar ve akran onayına daha fazla ihtiyaç duyar. Sosyal medyada anonim kullanım, empati duygusunu zayıflatırken sorumluluk algısını da azaltabilir. Bu durum hem zorbalığa maruz kalma hem de zorbalığa katılma riskini artırır. Gruba uymak için saldırgan davranışlara meyletme gözlenebiliyor. Bu sebeplerden dolayı çocuk hem zorbalığa boyun eğebilir hem de zorbalığa ortak olabilir hale gelebiliyor. Sosyal medyada bu yaş grubunun sosyal medyayı anonim şekilde kullanma durumu, empati gibi kıymetli bir olguyu azaltıp bir şişirilmiş güç hissi de yaratabiliyor. Çünkü anonim kullanımla beraber çocuklarda sorumluluk algısı kalkıyor ve yine daha kolay zorbalık yapabilir ya da başkalarının saldırısına hedef olup boyun eğme olasılıkları artıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'UYGULAMADA REHBERLİK VE DENETİM ÖNEMLİ'</p>

<p>Sosyal medya kullanımına yönelik getirilen düzenlemelerin etkili olabilmesi için uygulama sürecinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Uzm. Klnk. Psk. Öztürk, 'Bu tür düzenlemelerin çocuklar üzerinde istenilen koruyucu etkiyi sağlayabilmesi için yaşa uygun sınırlar, ebeveyn rehberliği ve denetim mekanizmalarıyla birlikte ele alınması önemlidir. Kuralların doğru anlatılması ve ailelerin sürece aktif olarak dâhil edilmesi, çocukların ruhsal gelişimi açısından koruyucu bir rol oynar. Yasakların her ne kadar cezbedici bir etkisi olsa da, ne sebeple yasakların gerekli olduğunun ebeveyn desteğiyle çocuklara doğru açıklanması, tepkilerinin azalması yönünde yardımcı olacaktır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-siber-zorbaligi-onler</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Jan 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/01/agency/dha/15-yas-altina-sosyal-medya-yasagi-siber-zorbaligi-onler.jpg" type="image/jpeg" length="34160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastayı 1 kilometre boyunca sırtlarında taşıyıp ambulansla ulaştırdılar]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/hastayi-1-kilometre-boyunca-sirtlarinda-tasiyip-ambulansla-ulastirdilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/hastayi-1-kilometre-boyunca-sirtlarinda-tasiyip-ambulansla-ulastirdilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoğun  kar yağışının etkili olduğu Van'ın Bahçesaray ilçesinde rahatsızlanan KOAH ve kalp hastası Güllü Sami (62), yakınları ve ekipler tarafından sırtta taşınarak 1 kilometre mesafedeki ambulansın bulunduğu noktaya getirilip, hastaneye kaldırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlçe merkezine 15 kilometre uzaklıktaki Çatbayır Mahallesi'nin Düzbaşı mezrasında KOAH ve kalp hastası Güllü Sami için ailesi, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yardım istedi. İhbarla bölgeye sağlık ve Van Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı karla mücadele ekipleri sevk edildi. Belediye ekipleri, yoğun kar yağışı nedeniyle kapalı olan yolu mahalleye yaklaşık 1 kilometre mesafeye kadar açtı. Yolun kalan bölümünde çığ riski bulunması nedeniyle çalışmalar durduruldu. Bunun üzerine yakınları ve ekiptekiler, Güllü Sami'yi sırtlarında taşıyarak ambulansın bulunduğu noktaya getirdi. Sami, ambulansla Bahçesaray Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. (DHA)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/hastayi-1-kilometre-boyunca-sirtlarinda-tasiyip-ambulansla-ulastirdilar</guid>
      <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2026/01/agency/dha/hastayi-1-kilometre-boyunca-sirtlarinda-tasiyip-ambulansla-ulastirdilar.jpg" type="image/jpeg" length="18306"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karın şişliği rahatsızlığı olan 34 yaşındaki hastadan 10 kiloluk “Dev Miyom” çıktı]]></title>
      <link>https://www.abonehaber.com/karin-sisligi-rahatsizligi-olan-34-yasindaki-hastadan-10-kiloluk-dev-miyom-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.abonehaber.com/karin-sisligi-rahatsizligi-olan-34-yasindaki-hastadan-10-kiloluk-dev-miyom-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[34 yaşında karnında 10 kilo ağırlığındaki dev miyom nedeniyle ameliyat olan genç kadın, başarılı geçen operasyonla rahimi korunarak sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>34 yaşındaki ismini açıklanmasını istemeyen genç hasta bekar olduğu için rahim alınma riskinden dolayı ameliyat olmaktan vazgeçti. Rahminin alınmaması için bir çok tedavi merkezine başvuran hasta, internet üzerinden araştırma yaparken Kadın Doğum ve Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hanifi Şahin’e ulaştı. Hasta önce telefonda hocayla görüşüp, rahminin alınma riski olup olmadığını, ameliyat öncesi süreci ve ameliyat sonrasını uzun uzun sordu. Gelecekte çocuk sahibi olma hayallerinin yok olmasını istemiyordu. Hasta ailesiyle birlikte İstanbul’daki Doç.Dr. Hanifi Şahin'in kliniğine&nbsp;gelip, karnında&nbsp;ciddi anlamda şişkinlik ve bağırsak ağrıları olduğunu belirtti. Ultrasonla bakıldığında&nbsp;ultrasona sığmayan ve ölçülemeyen dev bir miyom olduğunu tespit ettiler. Bu vaka ve tanı genç hastaların gelecekte anne olma hayallerini de yok etmektedir. Ancak, miyom boyutu ne olursa olsun, sadece miyomun çıkartılması mümkündür. Miyom tedavisi için rahimin alınması gerekli <u>değildir.</u></p>

<p>Hastanın karnında bulunan göğüs boşluğuna kadar büyüyen dev miyom bağırsaklara, idrar kesesine, böbrek yollarına, büyük damarlara baskı yapıyordu. Ameliyatına karar verilen genç hasta 90 dakika süren bir operasyon ve başarılı bir ameliyat ile (Rahim Koruyucu Miyom Ameliyatı) rahim korunarak miyomlar çıkartıldı.</p>

<p><img alt="31238c22-9642-44af-aab2-f640d7321412" class="img-fluid detail-photo" src="https://abonehabercom.teimg.com/abonehaber-com/uploads/2023/12/31238c22-9642-44af-aab2-f640d7321412.jpeg" style="width: 100%" / width="900" height="1600"></p>

<p>Operasyonda hastanın rahiminden&nbsp;10 Kilo miyom, rahim korunarak çıkarıldı. Hastanın&nbsp;kısa sürede eski sağlığına kavuşacak seviyede ameliyatın başarılı geçtiği ifade edildi.&nbsp;</p>

<p>Özellikle genç yaşta çocuk sahibi olmak isteyen kadınların bu tür hastalıklarla karşılaşması durumunda, sorunsuz cerrahi operasyonun mümkün olduğu, hastaların 1 veya 2 günlük yatış sonrası taburcu olduklarını belirten Doç.Dr. Hanifi Şahin, "30-40 yaş arası kadınların korkulu rüyası&nbsp;olan miyomların, ultrason muayenesi ile kolayca tespit edilebildiğini ve rahmi koruyarak cerrahi yöntemle başarıyla alındıklarını&nbsp;ifade etti.&nbsp;Genç hastamızın mutluluğu ve teveccühü benim için çok kıymetli” şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel Haber: Uğur Bağrıaçık</p>

<p><img alt="IMG_6551" class="img-fluid detail-photo" src="https://abonehabercom.teimg.com/abonehaber-com/uploads/2023/12/img-6551.jpeg" style="width: 100%" / width="1290" height="2091"></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.abonehaber.com/karin-sisligi-rahatsizligi-olan-34-yasindaki-hastadan-10-kiloluk-dev-miyom-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Dec 2023 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://abonehabercom.teimg.com/crop/1280x720/abonehaber-com/uploads/2023/12/2dee68da-788b-45cf-b4cf-99005dd0b18a.jpeg" type="image/jpeg" length="48736"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
